"Bazı çiçekler sadece gece açar, tıpkı bazı umutların sadece karanlıkta yeşermesi gibi."
Merhaba kitap sever dostlarım. Uzun bir aradan sonra sizleri Tarık Tufan'ın "Gece Açan Çiçekler" kitabıyla selamlıyorum... Kitap aynı zamanda yazarla tanışma kitabım olma özelliğini taşıyor benim için...
Kitabın iki anlatıcısı var, iki farklı dönemde...
Biri Halide'nin kardeşleri; Cihangir, Zeliha, Nihal ve Halide'nin hikayeleri ve yüzleşmeleri okudum. Günümüzde Canfeza Konağı'nda son bir akşam buluşup hepsi eteklerindeki taşları döküyor.
Diğer anlatıcı ise Derviş Ali... II. Abdülhamid döneminde, resssam Zanaro, paşa kızı Handan ve Derviş Ali'nin hikayelerini okudum.
Hikayeler kitabın sonunda kesişiyor.
Kitap üç yüz sayfalık bir kitap olmasına rağmen uzun süre çeşitli sebeplerden dolayı hemen bitiremedim. Çok akıcı bir kitap aslında...
Kitap, modern dünyanın gürültüsünde sesini duyuramayanların, parantez içine gizlenenlerin ve yaralarını birer kimlik gibi taşıyanların hikayesi. Tufan, "gece açan çiçekler" benzetmesiyle bize şunu hatırlatıyor... İnsan en çok kendi karanlığıyla baş başa kaldığında çiçek açar, en çok sessizliğinde çoğalır.
Kitaba notum 8/10
Dünya, insanın canını yakmak için her gün yeni bir bahane buluyor.
İnsan en çok, kimsenin kendisini anlamayacağını anladığı an yalnızlaşıyor.
Herkesin bir geresi var; kiminin uykusuz, kiminin yarasız geçmeyen.
Kalp, kırıla kırıla öğreniyor yaşamayı.
Keder, insanın en sadık yoldaşıdır; seni asla yarı yolda bırakmaz.
İçimizdeki boşlukları dışımızdaki kalabalıklarla dolduramayız.
#geceaçançiçekler #tarıktufan #doğankitap #beyceli
#kitaplarındünyası #kitapalıntıları #nisanokumalarım #okudumbi̇tti̇