Alışılmış, kişiye güven vermesi gereken onca kurala ve toplumun aldığı güvenlik önlemlerine karşın, insan yalnızdı, çaresizdi. Böylesine bir yalnızlık, çaresizlik duymak için
ille de çocuk olmak gerekmiyordu; insan tepesine vurularak, lokması elinden alınarak, hatta yalnızca unutularak, bir köşeye
bırakılarak ölüme benzeyen bir kimsesizliğe terk ediliyordu.