Beyza

Bakış
Bir sabah uyanıp aynaya baktım ve gördüğüm simanın bana ait olmadığını hissettim. Kimdi bu? Kendine yabancılaşmak böyle bir şey miydi? Sartre, l’existence précède l’essence der; yani varoluş özden önce gelir. Bu, insanın doğduğundan beri süregelen bir özünün olmadığı anlamına gelir. Yani biz, kendi seçimlerimizle kim olduğumuzu buluruz, kendimizi yaratırız. Ama işte tam olarak bu noktada yabancılaşma başlar. Bu özgürlüğün ağırlığı insanı korkutur ve kişi kendini yaratma sorumluluğunu reddeder. Başkalarının tanımladığı rollerde hayat bulur kişiliği ve kendine uygun olmayan kalıplara sığmaya çalışır. Böyle bir durumda kişi, olmak istediği kişiye değil, toplumun gözündeki kendine dönüşür. Özgürlükten kaçar. Sartre buna mauvaise foi, yani kendini kandırmak der. “Ben buyum, elimden bir şey gelmez, böyle yaratılmışım.” tarzında cümleler kuran kişi, kendi özgürlüğünü ve iradesini inkâr eder. Artık kendi varoluşunu belirleme yetkisini başkalarına vermiştir. İnsan, kendisi olmaktan korktuğu için başka bir insana dönüşür. Başkalarının bizi görmesi artık bizi bir nesneye dönüştürür. İnsan kendi varlığını kendi tanımlayamaz ve o an “ben” olmaktan çıkar. Camus’nün dediği gibi, insan bazen kendine bile yabancı bir varlıktır. Bu yabancılaşma sessiz bir şekilde ilerler; çünkü insan çoğu zaman kendine yabancılaştığının farkında bile değildir. Bir sabah uyanıp aynaya bakar ve başkalarının beklentileriyle şekillenmiş, kendisi olmadan boşa geçmiş bir hayat yaşadığının farkına varır. Nietzsche ise maskelerden bahsederken aslında tam da bunu söyler: “Uzun süre bir maske takarsan, altındaki yüzü unutursun.” İnsan, ait olmadığı rollere kendini kaptırırken, en sonunda o maskenin kendi yüzü olduğuna inanmaya başlar. Oysa ki insan, Sartre’ın dediği gibi, özgür olmaya mahkûmdur. Yani kendi
İnsana ve Hayata Dair
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kurtlar ve kadınlar, doğaları, araştırıcılıkları, büyük bir dayanıklılık ve güce sahip olmaları bakımından yakın akrabadırlar. Sezgileri çok güçlüdür; yavruları, eşleri ve sürüleriyle yoğun bir biçimde ilgilenirler. Sürekli değişen koşullara uyum sağlamakta deneyimlidirler; tuttuklarını koparmalarının yanında çok da cesurdurlar.
Sayfa 16·Kitabı okudu
“Anlamadım Olric. Anladınız efendimiz. Anlamaktan korkuyorsunuz sadece.”
Alıntı
Bu ülkede de çalışan herkes sinirli.