Nihad Sami Banarlı Türk dili adına ömrü boyunca çokça çalışmalar yapmış aydın bir kişiliktir. Türkçenin Sırları kitabında, bu dilin geçirdiği dönemleri, yapılan yanlışları anlatmıştır. Ama bunları öyle bir dille okuyucuya sunmuştur ki kıyas yaparken verdiği örneklerle okuyucuyu her sayfada kitaba bağlamıştır. Anlatılanların daha net anlaşılabilmesi adına Halk Edebiyatından Milli Edebiyata kadar bir dizi örnek sunmuştur.
Kendisi bir dili dil yapan en önemli özelliklerden birinin o dilin milli sesi ve musikisi olduğunu savunmuştur. Bu ölçüde Farsça, Arapça ve Yunanca gibi pek çok dilden dilimize giren kelimelerin Türk dilinin yeşerdiği havzalarda yeni bir ahenk kazandığını ve milletimizin elinde yoğurulduğunu belirtmiştir. Bu sebeple milletin içinde yeni bir soluk bulan bu kelimeleri dilde sadeleşme adı altında dilden atmanın ne kadar yanlış olduğuna dikkat çeker.
Bu kitap, dilimizin nasıl süreçlerden geçtiğini, nasıl bir 'imparatorluk dili' haline geldiğini bizlere anlatır. Nihad Sami Banarlı'nın aydın kişiliğinin de etkisiyle okuyucuya muhteşem bir okuma zevki sunar. Türk dilinin inceliklerini seven herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çünkü okuyucuyu bu günden alıp kelimelerin hatta halkın içinde yaşayan kelimelerin arasına götürüyor.
Türkçenin SırlarıNihad Sâmi Banarlı
Bu kitap Mehmet Akif Ersoy'u anlayabilmek için temel oluşturabilecek nitelikte. Akif'i ailesinin, arkadaslarinin, eşyalarının ve şiirlerinin dilinden anlatan bu kitapta Milli Şarimizi çok daha yakından tanıyacaksınız. Aynı zamanda kitabın anlatımı çok sade ve akıcı. İçerisinde ibret alınacak çok güzel cümleler var. Yani Mehmet Akif'i ve onun İstiklal Marşı'nı nasıl bir şuurla yazdığını öğrenmek isteyen herkes bu kitabı kesinlikle okumalı.
Öncelikle, tarihi doğru bir şekilde okumak ve öğrenmek isteyen her kişi Yavuz Bahadıroğlu’nu okumalıdır. Yazar bu kitapta isminden anlayacağınız üzere 2. Abdülhamid Han’ı ele alıyor. Kimilerinin “Kızıl Sultan”, kimilerinin ise “Ulu Hakan” dediği bir Padişah AbdülHamid Han ve Osmanlı tarihinde adını en çok duyduğumuz ilk üç Padişahtan birisi. Kendisi bize yıllarca vatan haini, cahil ve inançsız biri olarak anlatıldı. Peki tüm bunlar doğru mu? Efendimize (s.a.v.) hürmetten kutsal topraklardaki tren yoluna keçe döşeten bir Hükümdar, dinsiz olabilir mi? Tüm bu sorulara ve tabii cevaplarına ulaşmak isteyenlerin kesinlikle okuması gereken bir kitap. Yavuz Bahadıroğlu’nun kaleminden olması da kitaba ayrı bir okuma zevki katıyor tabii. İyi okumalar...
Sultan-ı Cihan Abdülhamid HanYavuz Bahadıroğlu
Kitap Sezai Karakoç’un Diriliş Dergisi’nde yayımlanan yazılarından oluşmakta. Her Metin birbirini tamamlayarak müslüman ideolojisine önderlik etmektedir. Yazar kendini bir “diriliş eri” olarak tanımlıyor ve diriliş erlerinden, erenlerinden ve diriliş pirlerinden oluşan “diriliş nesli” adı altında bir islam birliği oluşturuyor. İdeal bir diriliş erinin ne gibi sorumlulukları olduğu kusursuz bir şekilde açıklanmış. Diriliş nesli Kur’an ve râsul izinden gittikçe ne Batı ne de Doğu’nun boyunduruğu altına girmek zorunda olacak. Bu durumda, öyle bir toplum oluşacak ki yazarın tabiri ile “ yeniden doğacaksın. Kıyametini yaşayıp yeniden dirileceksin. Dünyaya, eşyaya yeniden anlamını getireceksin. O zaman Allah da sana , senin kendi öz anlamını bağışlayacaktır. Hiç kuşkun olmasın.
Diriliş Neslinin AmentüsüSezai Karakoç