İnsanın maddi ve manevi boyutu birbiriyle kesintisiz bir ilişki ve etkileşim içindedir. Bundan dolayı zaman ve mekan mefhumu yalnızca maddi varlığımızı değil, varlık bilincimizi de inşa eder.
İnandığımız varlık, Bir, âlemşümul ve sonsuz varlık, aşkın var kıldığı eşsiz eserdir. Biz ise O’nun en mükemmel parçasıyız. Artık felsefemizin formülünü ortaya koyabiliriz:
Hareket ediyorum, düşünüyorum, birliği seviyorum, o halde varım.
İnsan ilmini kendinde derinleştirmesi, şahsiyetini darlıktan kurtarıp genişletmesi gereklidir. İnsan ruhu âleme doğru yayılırken aynı zamanda kendi içinde derinleşmelidir. Dimağın ve kalbin darlıklarından sıyrılmalı, içinde yaşattığı vehimlerden kurtulmalıdır.
Başka varlıkların kendinde metafizik tecrübesine yer bırakmak için bizzat kendi kendisinden boşalmalıdır.
Tam ve gerçek hareket, her defasında, en iptidaî bir karar ve feragatte bile bütün âleme yayılış, oradan da sonsuzluğa geçiş, sonra sonsuzluktan aldığı kuvvet ve bütün âlemden aldığı ibretle, aynı zamanda zeka ile iradenin bütün kuvvetlerini kullanarak tekrar kendi ferdî âlemimize dönüş ve bu noktadan âlemle temastır.