Deci’nin ve Lepper’in deneyleri bir şey daha gösteriyor. Çocuğun bir etkinliğe karşı ilgisi (iç motivasyonu) varsa, ona bir de ödül (dış motivasyon) eklenirse, o çocuğun motivasyonu daha da artmıyor. Tam tersi, ilgisi (iç motivasyonu) azalıyor.
İnsanlar sahip olduklarına hemen alışır. Örneğin, siz yeni bir araba alırsanız, bir süre sonra ona alışırsınız ve daha iyi bir araba almak istersiniz. Ev alırsınız, bir süre sonra daha iyi bir ev istemeye başlarsınız. İnsanların sahip oldukları şeye alışıp, o şeylerden daha az keyif almalarına, psikologlar “hedonistik adaptasyon” diyor.
…Bu üç araştırma da gösteriyor ki ödül olduğu zaman çocuk, o işe daha çok ilgi gösteriyor ve o işle daha çok zaman harcıyor. Hatta ödüllendirilmek çocuktaki heyecanı da üst seviyeye çıkarıyor ama ödül ortadan kalkınca, çocuk da o işi yapmayı bırakıyor. Neden? Çünkü, o işi ödül için yapmıştı. Ödül ortadan kalkınca, o işi yapmasına gerek yok.
Bilen, varlığı didik didik eden duyguların hepsinden kurtulmuştur. Zindanda, cennette gibi mesut yaşar. Her halinde sonsuzluğun huzurunda olduğunu bilir. Izdırabı içinde o yine düğündedir, dâvettedir. Bütün dünya nimetlerinin bir paslı çividen farksız olduğunu bilir.
Bilen, gururdan, kinden ve bütün hırslardan soyunmuştur. Bilen bahtiyardır. Ne mutlu bildim diyene.
İnsan kendi ölçüsü ile kâinatı ölçüyor ve kâinat sahnesinde yalnız kendini görüyor, yalnız kendini anlıyor. İçimizdekinden başkasını da anlamasını bilen yok gibidir. Varsa da o hükümdardır.