Gerçeklikle bağdaşmamasına ve aklı başında herkes tarafından yadsınmasına karşın, kadının yetersizliği görüşü hâlâ yasalarda ve geleneklerde yer almaktadır. İlgili konuda her zaman gözümüzü açık tutmak, toplum düzenimizdeki bu hatalı tutumun mekanizmasını tümüyle kavrayıp ona karşı savaşmak zorundayız.
Her evlilikten önce aslında kadının erkeğe sorması gereken çok önemli bir soru vardır: “Uygarlığın o üstün erkeklik ilkesi karşısındaki, özellikle aile konusundaki tutumun nedir?”
Bireysel psikolojinin dayandığı ilkelerden biri şöyledir: Ruhsal yaşamda geçen bütün olaylar, birey tarafından saptanan bir amaca hazırlık niteliği taşır.
Kendilik bilgisi, kendini-bilmek, dış-a-rı-dan hareketle dışarıya yönelerek, ne tek tek ağaçları sayarak, ne de ormandan dolaşarak ulaşılacak bir bilgi türüdür. Çünkü benlik kuyusu dışarı-dan sürekli su taşıyarak doldurulmayacak kadar derindir; yapılması gereken, benlik kuyusunun zeminindeki çer-çöple tıkanmış delikleri temizleyerek (tezkiye), iç-e-ri-ye akmayı, fışkırmayı bekleyen suyun önünü açmaktır. Ancak insanların çoğu kendinden kaçar; kendiyle yalnız kalmaktan korkar; kendini dinlemekten ürker; tersine dışarıya, gürültüye, başkalarına, kalabalıklara sığınır; kendini beşeri ekrana göre ayarlar, tadil eder. Yorgun argın döndüğünde ise kendine sırtını döner ve uyur, daha doğrusu uyumaya çalışır.