“…Şu avuç içi büyüklüğünde, verimsiz ve yamru yumru toprak, iki yapının arasında soluksuz kalmış şu sıkışık düzlük, sonsuzluk ve özgürlüğün simgesi, sabahları Amerikan bozkırları, öğleden sonra Macar ovaları, yağmurda deniz, karda kışta Kuzey Kutbu olan, onları eğlendirmek için her kılığa giren can dostları şu toprak parçası…”
Özgürlüğüne ve arkadaşlıklarına düşkün bir avuç çocuğun oyun alanları, onların deyimiyle (vatanları)
İçin verdikleri onlar için son derece önemli mücadelenin baş mimarı rütbesiz bir er olan
küçük,sarı,cılız Nemeçek..
Çocukların sokakta oynadıkları ve işlerini ne denli ciddiye aldıkları bir zamanda kendi benliklerini yitirmeden birbirleriyle olan dürüstlüğün, dostluğun sembolü..Her satırına yapışıp kalacağınız bir kitap…
Çok küçük yaşlarda kabilesinden kaçan küçük bir kızın kendi anlatımıyla başından geçenleri sözcüklerle resmettiği harika bir kitap. Waris Dirie… Kabileden, top modelliğe uzanan bir macera. Çok büyük şeyler yaşamış ancak bir kadın olarak onlarla kadınca savaşıp engellerden galip çıkmış bir savaşçı gözüyle baktım. Zorlukların en büyüğü kadın olmak mı ? Diye sorgulamıyor değil insan.Fakat kadın olmanın, yaşadığı çöle can vereninde yağmurlardan çok kadınların(anaların) olduğunu bize gösteriyor. Hangi ülkeye, şehre hatta kabileye mensup olursanız olun kadınsanız birçok zorlukla karşılaşıyorsunuz. Ancak hayat bize her şeyi altın tepside sunmuyor. Bu hikayenin galibi yine kadınlar oluyor. Her ayrıntısıyla, kadınların mücadeleci ruhlarıyla, dünya bazen çöllerin bile çiçeklendiği bir yer oluyor..
Benim hiç bir zaman unutamayacağım o güzide kahraman -Raif Efendi-
Geçmişi ve bugünü arasında kafese konulmuş yüreğini olduğu yerde çeviren ama çıkamayan,aklının her köşesinde geçmişteki aşkına duyduğu özlem ve kahreden acı…
Yaşanması mümkün iken yaşayamadıkları, pişmanlığın,yokluğun ve özlemin gölgesinde kalan aşk..
Bir dakika nefes dahi almak istemediği hayatı çekilesi kılan zihninin her köşesine yerleştirdiği sevdiği kadından kalan anılar..
Aşkı anlatan en güzel kitap. Beşeriyet nezdinde ilahi aşka zuhur eden aşkı doruklardan en dibe anlatan cümleleri zihni titreten bir hikaye.. Mecnun benliğinden sıyrılıp Leyla’da gördüğü tattığı aşkı asıl olmak istediği amaca giderek devam ettirir. Beşeri aşkı tatmayan ne bilsin ilahi aşkı. Aşk bu kadar güzel iken onu yaratan ne denli güzeldir diyip ebedi olana yönelir Mecnun.