esma

esma
@Bibliosmiia
Alaca bir at koşar içimde
"fakat Müzeyyen..."
Puan vermedi·59 syf.··
2021 151. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2021 23:21
Hikayeye göre adam, kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, ruh eve sığmıyor. Sevdiği kadını özlemek ve akşamları ona hikayeler vermek için, sabahın kör vakitlerinde şehrin bir yerlerine gidip hikayeler topluyor ve gece yarısı sevdiği kadına geliyor. İtalyan Yokuşu’ndan aşağı, rüzgâra asılıp Tophane’ye inen roman! İnce sarılmış tütün, surdibi mahalleler, metrukhaneler, salkım saçak banliyö trenleri... Sanki köşedeki tvnizde Sadri Alışık filmi açık, uzaklarda bir yerlerden ise Müslüm baba şarkısı değiyor hafiften kulaklarınıza... Şehrin kiri, pası, sesi, memleketin hali... kendi kendine değil, aslında içten içe Müzeyyen'le konuşma... Alışılmışın çok dışında bir kadın. "Bu kadın beni suya götürür, suya batırır, kuru çıkarır, susuz getirir." Hayata ve insanlara ilişememiş, eşyalarla konuşan, tüm ses tonlarına takılan bir adam... Üçüncü şahıs olarak kalmanın, hep gidici kadınları sevmenin hikayesi... Müzeyyen bir hicran yarası... Adamın kürt böreğini değil de kendi çöreklerini yediğinde aslında başka bir son düşünemezdim: "Dünyanın bütün kızılderilileri yenilir, Spartaküs kaybeder, gün batarken sararır, kuşlar döner..." Ve hikayeden tam burda bir ses duyarsınız: "çıt!..." Kilidin dili yuvasına otururken tarifi imkansız bir ses çıkarır. "-bitse ne olur bitmese ne? Bir durum hikayesi. Alışılmışın dışında bir anlatım... sokak dili -ki edebiyata bu kadar girmesini sevmem- ve acayip bir ilişki... Ama ismi hep hayranlık uyandırdı bende: "Fakat Müzeyyen bu derin bir tutku," Neden Müzeyyen de bir Mono Rosa, bir Ömür Hanım, bir Milena olmasın? Keşke olabilseymiş. Ama o tadı, o sevgiyi ve anlatım gücünü göremedim. Adıyla umduğum tadı kitapta bulamasam da yine de şans verip beklentiyi yüksek tutmadan okunabilir.
Edebiyat
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,8bin okunma
Reklam
(فروغ) "Bir "ışık
Puan vermedi·84 syf.··
Beğendi
·
2021 128. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2021 13:54
İran edebiyatının kederli ve güçlü şairi Furuğ, peki şiiri olmasaydı Furuğ'a ne olurdu? "...Ve şiir kendime ve kişiliğime karşı duyduğum en büyük sorumluluktur. Hayatıma vermek zorunda olduğum yanıtların en önemlisidir aynı zamanda." Şiir Furuğ için var olma biçimi, bir güç olmuş. Kadını toplum dışı gören erkek egemen bir coğrafyada ‘kadın’ bir şair olarak üretmiş, 20. yy İran'ında infialler yaratıp birçok kesimin tepkisini toplasa da kadınların ilham alması gereken bir ışık. Şiire kadın sesini, algısını, ruhunu katmıştır. İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına, onun son kitabı, ayrıca şiirinin olgunluğa erdiği kitabı diyebiliriz. Kış bütün çiçeklenmenin ve yeşermenin sonudur. Furuğ da kendini her zamankinden daha yalnız hissediyor ve soğuk mevsimin başlayacağına inanıyor. Kış, soğuk veya ölüm. "İnanalım, İnanalım soğuk mevsimin başlayacağına İnanalım hayali bahçe harabelerine ... Ve bu benim Yalnız kadın Soğuk mevsimin eşiğinde" Furuğ ile tanışmanızı tavsiye ederim. Ben de asıl merak ettiğim Yaralarım Aşktandır ile furuğ okumalarına devam edeyim.
Şiir
İnanalım Soğuk Mevsimin BaşlangıcınaFuruğ Ferruhzad · Demavend Yayınları · 20151,662 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2021 127. kitabı
"Bu ceza sömürgesinde idama karşı bir ilgisizlik hâkimdi... yasanın ne olduğunu asla öğrenemedim..." Bir adada acımasız bir zekayla kurgulanmış bir aletle, suçlu ya da suçsuz olmasına bakılmaksızın, savunma hakkı tanınmadan mahkum edilmiş insanların katı ve son derece doğal bir yaklaşımla cezalandırıldığı "tören"lere, o ceza kolonisini keşfe gelen suskun bir gezginle tanık oluyorsunuz. Muhakeme usulündeki adaletsizlik ve infazın gayri insaniliğini tüm ürperticiliğiyle görmüş oluyorsunuz. Hukuk öğrencilerine tavsiye ederim. İyi okumalar...
Edebiyat
Ceza Sömürgesi ve Hukuk ÖyküleriFranz Kafka · Altıkırkbeş Basın Yayın · 201111bin okunma
Puan vermedi·95 syf.··
2021 125. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2021 14:53
Sezai Karakoç dirilişi bütün cephelerde gerçekleştirmek isteyen bir şair. Bu eserini şiir cephesindeki bir dirilişin sembolü olarak görebiliriz. "Bu ülkede her anlama kıyıldığı gibi şiire de kıyılmıştır" diyor Karakoç. Toplumun kalbini tazeleyen en ruhi gıdası şiirin kurutuluşuna, dünyanın en basit taklitçi şairlerinin büyük şair olarak ilan edilmesine, geçmişle ve şiirle ilginin kesilmesine karşı yeni bir diriliş. İslam medeniyetinde şiirin vardığı seviyeyi, ulaştığı zenginlik ve derinliği hepimiz biliriz. Gül ve çiçeklerle dolu bu bahçe hakkında bir fikir vermek için ilk göze çarpan tarhlardan alınmış örnekleri okuyorsunuz bu eserde; İmam-ı Bûsiri'den, çocuğu ölen yaslı bir annenin ağlayışını ve yalnız bir annenin de değil tek bir kadından tüm kadınların halini bir devenin çırpınışlı yürüyüşünde gören o şairlik kudreti Kâab bin Züheyr'e kadar birçok anıttan kasideler okuyabilirsiniz. İslam mucizesinin şiir anıtlarından bizim de yolumuza ışıklar düşürebilmemiz temennisiyle...
Şiir
İslamın Şiir AnıtlarındanSezai Karakoç · Diriliş · 2000303 okunma
bir baykuş bir serçeyle "arkadaş" olduğu gün
Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2021 123. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2021 23:16
Gelin şarkı söyleyelim şimdi: İncecik kırılgan sesiyle Arkadaş'ın! "pencereyi kapama gök dolabilir içeri” youtu.be/4KgNjQA2VhU En çok bu şarkıyı söylermiş Arkadaş. Benim de en sevdiğim şiiri bu oldu. 25 gibi çok genç yaşta hayata acı bir olayla veda etmiş şairlerimizden Arkadaş. O nedenle pek fazla eseri yok. Oysa var olsaydı değişik bir sesi sürdürebilirmiş belki de. Henüz yeni kuruyormuş şiirini... Dönemin şiir geleneği ve arkadaşlarının aksine "başka bahçeler"de hatta bazen "aykırı bahçeler"de gezinip kendi yalnız yolunu oluşturduysa da ölümünden sonra adı akıllarda kalan arkadaşları değil, o olmuş. Başlarda kötümser yazdıkları; hüzün, acı, umutsuzluk, yalnızlık egemen dizelerine. Zaman zamansa ironiye ağırlık veren, güleç yüzlü şiirleri var: “Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası” gibi. “yoksul ve utangaç bir müşteriyim ben sizde güneş bulunur mu biraz kaktüs alıcam saksılarım yeşersin üç beş bulut verin de çok üşüdü güneşten şizofreni olucak çabuk olun lütfen dikenleri solucak yanaklarım gobi çölü soğuk su içer misiniz” Kendi kulağına "Arkadaş" diye üflemiş adını. Dünyayla yaralı ruhların "Arkadaş"ı olmuş bir şâir... O bir sığıntı kuşu; "ah benim sıska yüreğim ah benim kimselere söz geçiremez yüreğim ah benim" mevsimi hep hüzün; geceyi çarmıha geriyorum kimseler tapmıyor hüznümü ölçeğe vuruyorum yüreğime sığmıyor ve hep yalnız;
Şiir
SevdadırArkadaş Zekai Özger · Mayıs Yayınları · 20012,039 okunma
Reklam