"Harfler sadece bizim kalbimizden doğmazlar.Başka hayatların acısını, yoksulluğunu, heveslerini de yüklenir gelirler.Gelirler ve bize saygıyı getirirler, inceliği getirirler, kederi getirirler. Elbette huzursuzluğu da." Şükrü Erbaş'ın bu denemesini okurken yer yer duygusallık, yer yer de onun da belirttiği gibi keder ve huzursuzluk hissettim. Bazı noktalarda düşünüp hayatı, kendimi bile sorguladım. Sevmeyi, benden önce biz demeyi..Günümüz toplumuna dair eleştirileri de çok gerçekçiydi ve aslında toplum olarak her şeyi ne kadar çabuk unuttuğumuzu da yıkıcı bir şekilde yüzüme vurdu.Çok anlam dolu bir denemeydi ve bazı cümleleri içime sine sine anlamak, özümsemek için defalarca okudum. Şükrü Erbaş'la yaptığım güzel bir yolculuktu. Tavsiye ederim :))
#Biz olmasaydık, diyorum Tanrı nasıl sevecekti kendini
Biz olmasaydık, insan bu kadar güzel olur muydu.
#İyimser bir gökyüzü altında, dünyanın bizimle ağlamasıdır keder
Her şeyin rengi seninle değişti.Duvarlar seninle aydınlandı, pencereler seninle ışıdı. Sende ne bulduysam hepsi birbirinden yeni, hepsi birbirinden güzel. Yokluğunun ne korkunç bir karanlık getireceğini anlıyor musun? Nasıl her şeyin rengi birdenbire değişecek. Mutluluktan yana ne getirmişsen hepsini bir bir acımadan geri götüreceksin. Ardında taş taş üstüne kalmayacak, çiçekler açmayacak, kuşlar ötmeyecek. Şimdi varsın, var olmaktan öte bir şeysin. Yokluğunu da varlığın gibi yudum yudum içeceğim. Seninle varım, gidersen seninle yok olacağım. Anla biraz.