Bilal kamiloğlu

Bilal kamiloğlu
Demiş birisi...
Gerçek demokrasinin tek partili rejim olduğunu söyleyenler var. Atatürk dönemindeki tek partili yönetimi gerçek demokrasi sayanlar, halkçı devrimlerin, altyapı devrimlerinîn ancak öyle bir demokraside yapılabileceğini ileri sürenler var ... Otoriter rejim Özlemcileri, dikta özlemcileri, Türkiye'de gerçek devrimler yapabilmek için bir dikta rejimi gerekli olduğunu düşünenler bugün de var. Gerçek devrim, altyapı devrimidir. Üretim ilişkilerini yeniden düzenleyen ve ekonomik güce el değiştirten devrimdir. Şimdiye kadar Türkiye’de bu anlamda bir devrim bütün olarak ve köklü olarak yapılmış değildir... Cumhuriyetin ilk döneminde yapılmış olan devrimler, daha çok üstyapı devrimleriydi... Şimdi bazı aydınlarımız, halk o dönemde yapılmış üstyapı devrimlerini yeterince benimsememişti veya benimsemiyor diye, Türk halkını, devrimleri hazmedememekle suçlamaktadırlar... bu devrimler, o dönemin koşulları için de gerekli idi, kaçınılmazdı ve büyük değer taşımakta idi; fakat önyargısız bakılırsa görülür ki, genellikte o devrimler, halkı ezilmekten, sömürülmekten kurtarıcı değildi. Altyapı devrimciliği yönünde atılan adımları ise halk daima benimsemiştir, desteklemiştir. Altyapı devrimciliği yolunda atılan adımlara halktan hiçbir vakit tepki gelmemiştir.
Sayfa 238·Kitabı okudu
Düşünce
Reklam
İnsanın en büyük gücünü, insanı insan yapan düşünme gücünü baskı altında tutmak, insanlığa karşı en büyük suçtur; insan kişiliğinin gelişmesine, insanlığın ilerleyip yücelmesine en büyük engeldir.
Sayfa 236·Kitabı okudu
Düşünce
Dertten arınmış bir dünya olamaz... mı
Her şeyin düzene girdiği bir 'cennet' yaratmanın olanağı yok. Belki, maddi bazı iyileştirmeler ya da dengeleştîrmeler sağlanabilir. Ama, insan sorunları o noktada yok edilemez. İnsanlar yaşamlarını sürdürdükçe, sorunlar da sürecektir. Bu nedenle, sorunlardan arınmış bir dünya yaratmanın olanağı yok. O halde, nihai bir kurtuluş da yok. Ayrıca, demokrasiden fedakârlık bir yana, gerekli kurumlar oluşturulmadan getirilecek bir sistem değişikliğinin, topluma, ekonomik ve sosyal yönden getireceği Önemli yükler de olacak.." Bu kısa sürede yapılamaz, Kısa yol arayışları, nihai son bilinmediğinde anlamsızdır ve geleceğe ilişkin yaratacağı şüphelerle tahrip de edicidir. Nihai amaçta anlaşma olsa bile kısa yolda kullanmak istenen araç veya yollar, bu amacı değiştirebilecektir. Bu noktada araç ve yolun birden çok olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır: "Özet olarak, önümüzde sisteme ilişkin seçenekler olduğu gibi, sistem içinde değişik model olanakları da vardır.
Sayfa 224·Kitabı okudu
Düşünce
Kalkınmamızı yaparken, ekonomik bakımdan sosyal bakımdan bugünkü medeniyette kullanılan "solcu", "sağcı” deyimlerinin son ölçüsünü verelim istedim. Kırk yıldır “devletçiyiz" derken, aynı şeyi söylüyorduk. Bunun için “ortanın solundayız” dedim. Aslında laikiz dediğimiz günden beri ortanın solundayız. Laikiz dediğimiz zaman dinsizlikten dem vuranlar artık alıştılar Halkçıysan ortanın solunda olursun. ... Reformcusun, muhafazakâr değilsin. Anayasa sosyal temele dayanıyor Sosyal adaleti benimsiyorsun ve "ortanın solundayız”dan ne korkuyorsun (aktaran: Abadan, 1966: 157).12
Sayfa 200·Kitabı okudu
Düşünce
1965 sonrasında ismet İnönü’nün ve genel olarak CHP’nin söyleminde, ortanın solu nosyonunun ileri sürülüyor olmasının gerisinde başlıca üç saikin bulunduğunu söyleyebiliriz; Siyasî yelpazede pozisyon belirlemek, aşırı sağ ve sol eğilimler karşısında barikat görevi görmek ve sosyal refah devleti uygulamalarını öne çıkaracak bir program ileri sürmek,
Sayfa 199·Kitabı okudu
Düşünce
Reklam