Bilal kamiloğlu

Bilal kamiloğlu
Cumhuriyet Halk Partisi’ne muhalif bir siyasî yapı oluşturma çabalarının ilk aşamalarında TKP kökenli kimi isimlerin de dolaylı da olsa davet edildiği anlaşılmaktadır. Bundan çok rahatsız olan iktidar çok partili hayatın soldaki sınırını göstermek üzere kimi girişimlerde bulunmuştur. Birbiriyle ilgisiz gözüken kimi olaylar, mesela İçişleri Bakanı Şükrü Sökmensüer’in Meclis'te yaptığı çok gürültü koparan Türkiye’deki komünist faaliyetlere dair konuşma, Tan matbaasının yağmalanması ve Ankara Üniversitesinin basılması aynı düzlemde değerlendirilmelidir. Bunlar aynı operasyonun parçalarıdır, operasyonun hedefi açıktır; Çok partili hayatta komünizme yer olmayacaktır. Ankara’nın bu kararını hayata geçirmesinde yavaş yavaş yükselmekte olan Soğuk Savaş ortamı ziyadesiyle kolaylaştırıcı bir etki yapmaktadır.
Sayfa 314·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
Doğru görünen çok sinsi ifadeler var...
Partimizin vizyonu dünyada Doğu Avrupa'da ve Türkiye'de son yıllarda yaşanan büyük değişime duyarsız kalmıştır. Her yerde tabular birbiri ardına yıkılırken parti kendi tabularını sorgulama ihtiyacı duymamış, boylece çok Önemli bir kendini yenileme fırsatını kaçırmıştır. Partinin bazı yöneticileri, popülizmle sosyal demokrasiyi ayırt etmekte zorluk çekiyor. Evrensel sosyal demokrasi ilkelerinin yaşama geçirilmesi yerine, soyut bir "halkçılık" kavramı ardına sığınılıyor. Slogancılık yapılıyor. Nitekim, DYP aynı popülist sloganları kolayca sahiplenmiş ve başarı ile kullanmıştır. Bu olay partideki kavram kargaşasını göstermesi açısından çok ilginçtir: Bazıları popülist slogan kullanınca DYP'yi sosyal demokrat ilan etmiştir. SHP'nin kadrolaşması çağın gerisinde kalmıştır. Türkiye toplumunun dinamik, toplumsal değişime duyarlı, yaratıcı ve üretken kesimleri ile yapıcı bir iletişim kurulamamış, bu insanlar partiye çekilememiştir. Sivil toplum örgütleri ile, özellikle de sendikalarla ilişkiler ihmal edilmiş, işçi sınıfı hareketi ile organik bağlantıya girmekte tereddütlü davranılmıştır. Partimizin liderlik ve yönetim sorunları bir türlü çözülememiştir. Kişilere bağlı hizipçilik anlayışları aşılamamıştır. Yerel yönetimlerin büyük çoğunluğu örgüt denetiminden kurtulmak için örgüt üstünde hâkimiyet kurmayı denemişlerdir. Toparlayıcı ve bütünleştirici bir yaklaşım, ne yukarıdan aşağıya ne de aşağıdan yukarıya doğru gerçekleştirilememiştir. Partimizin Ecevit ve DSP saplantısı bir türlü giderilememiştir Sürekli birleşme çağrıları seçmeni ve kamuoyunu gereksiz yere şaşırtmış. Ecevit'in gerçek kimliğinin ortaya çıkmasını engellemiştir. Üstelik, bütün uğraşlara rağmen birleşme sağlanamamıştır. Partimizin Kürt sorununa yaklaşımı Sosyalist Enternasyonalin ilkeleri temeline
Sayfa 258·Kitabı okudu
Düşünce
Türkiye'de devrimci düşünce yıllardır yapıcı gücünü halkın hizmetine sokamıyor, giderek bir protesto hareketi niteliğine bürünüyor. Yeni Türkiye'yi biçimlendirenler, yürütenler hep başkaları, ilerici aydınlar da başarısız denemelerin onları getirdiği noktada tehlikeli bir karamsarlığın ve umutsuzluğun eşiğinde.
Sayfa 245·Kitabı okudu
Düşünce
Yıllar öğretiyor nasıl olduğunu...
''Türkiye'de artık halka tepeden bakan aydınların topluma yönverebilecekleri çağ kapanmıştır Çünkü, bir yandan büyük çıkar çevreleri onlardan daha güçlü hale gelirken, bir yandan da toplum aydınlanmıştır. Karşılıklı bu gelişme, halkta bütünleşmeyen aydınları etkisiz bırakmıştır. Bir halk dinine, töresine bağlı olabilir. Fakat eğer toplumu hızla kal kındıracak, topluma daha çok sosyal adalet getirecek, huzur getirecek düşüncelere kafası açıksa, o halk ilerici bir halk demektir. Beş vakit namaz kılsa da ilericidir, oruç tutsa da ilericidir"
Sayfa 244·Kitabı okudu
Düşünce
Çok şey söylenir de...
'Bağnaz' dediler, 'yobaz' dediler, 'gerici' dediler halka. Halk onlara 'yaban' dedi. Halkla aydının böylesine yabancılaştığı bir ortamda aydınlar ne kadar egemen de olsalar önderlik yapamazlardı, yapamadılar"
Sayfa 242·Kitabı okudu
Düşünce
Reklam