Sovyet sisteminin çökmesinin, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kapitalizme teslim olmasının asıl nedeni, her ikisinin de kalkınmacılık virüsünden kurtulamamalarıdır.
Türkiye’de sosyalizm Avrupa'daki gibi olamaz. Türkiye’de insanlar hukuk karşısında eşittir. Dolayısıyla Avrupa’daki ayaklanmalar Türkiye’de olamaz, “Biz” yoksulluğa, bilgisizliğe karşı ayaklanmak “zorundayız". Avrupa’yı taklit etmek işleri çıkmaza sokar, Yapılacak iş geri kalmış Türkiye’nin kalkınmasını sağlamak, yoksulluğu gidermektir. Bu arada sınıf savaşı başlayacak, “yangın saçağı sarmadan" ülke mutluluğa kavuşacaktır.
Bilinir doğruya vardıran şey "fen”, bilinemez doğruya vardıran şey de “din ’dir, İkisi de “hak’’tır. Din adalet, merhamet gibi kavramları insanlar için anlaşılır kılar, insan için yaratılmış olan dinin amacı insanın refahını sağlamaktır. Din, ‘‘fen’’le çatışma içerisinde olmamalıdır.
Bir düşünce tarzının bir yerde oldukça kusursuz bir biçimde imal edilip paraşütle bir topluma indirilmesi zaten mümkün değildir. Bir düşünce somut, maddî bir ortamda doğar (veya oraya ithal olunur - Batı dışındaki dünyada daha çok olan da bu) ve orada, oranın özelliklerine göre serpilir, gelişir.
Bütün dünyada sosyalizm adına sürdürülen devletçiliklerden de bir eşitlik çıktığını görmedik. “Ücret" eşitliği sınırlı bir şey. Brejnev’le temizlik işçisinin cebine giren arasındaki fark, onların Amerika'daki karşılığında olduğundan çok daha az. Ama bu, Brejnev ile temizlik işçisi arasındaki siyasî eşitsizliğin neredeyse sınırsız olmasını önlemiyor,