Bilal kamiloğlu

Bilal kamiloğlu
Eğer Türkiye 1579'dan itibaren fetihçi tutkularından dolayı doğuya doğru İran üzerine atılmasaydı ve II. Felipe'nin İspanyası 1580'de batıya, Portekiz'in ve dünyanın fethine atılmasaydı, tarih açısından (zaten o da bunu hemen hemen hiç bilmemektedir), mümkün olduğunca yakından aydınlatmayı deneyeceğimiz Margliani'nin uzun ve roman gibi müzakereleri ne ifade ederdi?
Sayfa 382·Kitabı okudu
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
16.yy türk denizciliği...
1574'ten sonra değilse bile, 1580'den sonra Türk denizciliğinin (denizcilik terimini dikkatle söylüyorum) gerilemesinin hızlanması bir olgudur. Ve bu sert bir şekilde olacaktır. Darbenin, kaynakları yalnızca tarihçilerin hayallerinde, Avrupa'nın endişelerinde ve Türklerin gevezeliklerinde tükenmez olan bir imparatorluk için korkunç olmasına rağmen, İnebahtı kuşkusuz bunun doğrudan nedeni olmamıştır. Osmanlı denizciliğini öldüren eylemsizlik, olayların akışını günü gününe izlerken, eşiğindeyken öngöremediğimiz, işte sonunda gelmiş olan Akdeniz barışıdır. Akdeniz'in iki siyasal canavarı, Habsburgların ve Osmanlıların imparatorlukları (bir an için Ranke gibi konuşmak üzere) aniden mücadeleden vazgeçmişlerdir. Bu acaba daha şimdiden Akdeniz'in yeterli bir ödül olmaktan çıkmasında mıdır? Akdeniz'in Barbaroslar döneminde olduğu gibi, şu altın çağında Türk donanmalarının ganimetlerle ağırlaşması döneminde olduğu gibi karlı olmaktan çıkarak savaşa karşı katılaşmasından mıdır? Her halükarda, Akdeniz'in dar alanı içinde haşhaşa kalan iki imparatorluğun artık kör bir şiddet içinde birbirlerine çarpmak istemedikleri bir olgudur. İnebahtı'nın tam olarak gerçekleştiremediğini, barış birkaç yıl içinde gerçekleştirecektir ve Türk donanmasını öldürecektir. Hassas aletler artık çalışmadığından, yenilenmediğinden ve bakımsızlıktan kendiliğinden yok olacaktır. Artık işbaşında iyi denizciler, sıralarda iyi kürekçiler yoktur. Kadırgaların gövdeleri tersanelerdeki kayıkhanelerde çürümektedir.
Sayfa 379·Kitabı okudu
Tarih
Granvelle demiş 16yy.
Türkler de üstün olmak için güçlerini o kadar artırdılar: Oysa eskiden en büyük donanmaları 150 kadırgadan meydana gelmekte ve bunlarla büyük etki yaratabilecek yeterlikte asker taşıyamamaktaydılar (çünkü bütün güçleri sayıdır), bugün ise 300 kadırga ile Türklerin o kadar muazzam bir asker kitlesi taşıma imkanları var ki, onlara direnebilecek hiçbir kale bulunmamaktadır".
Sayfa 376·Kitabı okudu
Tarih
Tunusu fetheden don juana
İstanbul'da Türkler Tunus zaferini küçümsüyor gibi görünmekte ve "Arapların" -bundan göçebeleri anlayınız- bu fethi gerçek sınırlarına çekilmek zorunda bırakmaya yeteceklerini söylemektedir, yani kış soğuğunun güneyde çok uzaklara ittiği, ama yaz gelince, tam da Türk donanması denize açıldığında, sahillere geri dönecek olan göçebeler.
Sayfa 370·Kitabı okudu
Tarih
İnebahtı
Birbirlerini arayan iki donanma, 7 Ekim sabahı şafak sökerken, İnebahtı Körfezi'nde aniden birbirlerini bulmuşlardır, Hıristiyan filosu hemen rakibini kuşatmayı başarmıştır (bu büyük bir taktik başarı olmuştur). Hıristiyanlar ve Müslümanlar karşı karşıya gelince, karşılıklı şaşkınlık içinde, birbirlerinin gücünü hesaplayabilmişlerdir: Türk tarafında 230 savaş gemisi, Hıristiyan tarafında 208 tane; toplarla iyice donatılmış 6 baştarde Don Juan'ın kadırgalarını takviye etmektedir ve bu kadırgalar bütünü itibarıyla top ve çakmaklı tüfekle, askerlerin çoğu zaman okla savaştıkları Türk kadırgalarından daha iyi donanmışlardır...... Aşağı yukarı karasal olan bu savaşta büyük bir rol oynayan İspanyol piyadelerinin, ne bütün ponentinas arasında Türklerin en çok çekindikleri İspanyol kadırgalarının hayranlık verici düzenini unutalım ne de Venedik kadırgalarının özellikle güçlü atışlarını. Türklerin de daha sonra vurgulayacakları ve galiplerin de kabul edecekleri üzere, Türk donanmasının yorgunluğunu da hesaba katalım: Bu donanma formunun zirvesinde görünmemiştir. Her ne olursa olsun Hıristiyan zaferi muazzam olmuştur. Yalnızca 30 Türk kadırgası kurtulabilmiş; bunlar Uluç Ali'nin komutası altında eşsiz bir hafiflik ve manevra ilmiyle Gian Andrea Doria'nın ürkütücü kadırgalarının etrafından dolaşarak sıyrılmışlardır. Belki de (bir an için kendimizi dedikodulara bırakalım) Cenevizli bir kez daha "sermayesini" fazla tehlikeye atmamak için çarpışmaya derinlemesine katılmamıştır. Diğer tüm Türk kadırgaları ele geçirilmiş ve galipler arasında paylaşılmış veya batmışlardır. Çarpışmada Türkler 30.000'den fazla ölü ve yaralı kayıp vermiş, 3.000 kişi esir olmuş; 15.000 forsa özgürlüğüne kavuşmuştur. Hıristiyanlar da 10 kadırga kaybetmişlerdir, 8.000 ölü, 21.000 yaralı vermişlerdir.
Sayfa 319·Kitabı okudu
Tarih