1574'ten sonra değilse bile, 1580'den sonra Türk denizciliğinin (denizcilik terimini dikkatle söylüyorum) gerilemesinin hızlanması bir olgudur. Ve bu sert bir şekilde olacaktır. Darbenin, kaynakları yalnızca tarihçilerin hayallerinde, Avrupa'nın endişelerinde ve Türklerin gevezeliklerinde tükenmez olan bir imparatorluk için korkunç olmasına rağmen, İnebahtı kuşkusuz bunun doğrudan nedeni olmamıştır. Osmanlı denizciliğini öldüren eylemsizlik, olayların akışını günü gününe izlerken, eşiğindeyken öngöremediğimiz, işte sonunda gelmiş olan Akdeniz barışıdır. Akdeniz'in iki siyasal canavarı, Habsburgların ve Osmanlıların imparatorlukları (bir an için Ranke gibi konuşmak üzere) aniden mücadeleden vazgeçmişlerdir. Bu acaba daha şimdiden Akdeniz'in yeterli bir ödül olmaktan çıkmasında mıdır? Akdeniz'in Barbaroslar döneminde olduğu gibi, şu altın çağında Türk donanmalarının ganimetlerle ağırlaşması döneminde olduğu gibi karlı olmaktan çıkarak savaşa karşı katılaşmasından mıdır? Her halükarda, Akdeniz'in dar alanı içinde haşhaşa kalan iki imparatorluğun artık kör bir şiddet içinde birbirlerine çarpmak istemedikleri bir olgudur. İnebahtı'nın tam olarak gerçekleştiremediğini, barış birkaç yıl içinde gerçekleştirecektir ve Türk donanmasını öldürecektir. Hassas aletler artık çalışmadığından, yenilenmediğinden ve bakımsızlıktan kendiliğinden yok olacaktır. Artık işbaşında iyi denizciler, sıralarda iyi kürekçiler yoktur. Kadırgaların gövdeleri tersanelerdeki kayıkhanelerde çürümektedir.