Bilal kamiloğlu

Bilal kamiloğlu
Sefer hangi güçlükleri ortaya çıkartmıştır? Her şeyden önce hasmın inatçılığını; sonra da geçitlerinde vahşi ve ani sürprizler yapmaya ehil yerli halkın tutarsızlığı; özellikle de mesafeler, menzillerin çokluğu, yol koşullarının sertliği, dağlar, ormanlar, bataklıklarla kesintiye uğrayan, her kış insanlık dışı bir iklimin boyunduruğuna giren, verimliliği eşitsiz dağılmış bir ülkede yaşamanın imkansızlığı. 1569 "Rusya" seferinde olduğu gibi Turk'e oyun oynayan mekandır, İstanbul'dan -çünkü ordu İstanbul'dan yola çıkmıştır- Erzururn'a gitmek için altmış bir menzil; Erzurum'dan Aras'a da (ki sefer buradan öteye geçmemiştir) altmış dokuz menzil bulunmaktadır; tabii geri dönerken de bir o kadar daha menzil vardır. Bu uzun mesafe savaşları için, yükü az olan süvari en iyi silahtır. Batı tipinde ağır lojistik hizmetler, piyade ve topçu ile donanmış bir ordu buraya uygun düşmemektedir. İdeal araç, 1568 seferinde de hizmet vermiş olan Tatar süvarileridir. Ancak bu süvarilere destek sağlamak ve onları güçsüz kaldıkları dağlık kesimlerde değil de, Kafkasların kuzey ve güneyinde, özellikle de kuzeyinde kullanmak gerekmektedir, (bunun geçerliliği 1580'de Osman Paşa komutasındaki akın vesilesiyle teyid edilecektir). Fakat daha sonra bu harap olmuş ülkelerde nasıl yaşanacaktır ve buraların işgali nasıl başarılacaktır?
Sayfa 418·Kitabı okudu
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Öyle mi gerçekten...
Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümüyle başladığı söylenilen sözümona gerileme, yanlış bir ölçümdür. Türkiye hiç de vahşi olmayıp, tersine örgütlü, disiplinli, üzerinde iyice düşünülen muazzam bir güç olarak kalmaya devam etmektedir. Eğer Doğu'ya yönelmek için Akdeniz'in bilinen topraklarını aniden terk ettiyse, bu onun "gerileme" halinde olduğunu ilan etmek için bir neden değildir. Türkiye kaderini izlemektedir.
Sayfa 417·Kitabı okudu
Tarih
İlginç
Türklerde Türkistan'a, Rusların 1556'da Astrakan'ı işgal ederek kestikleri Asya'nın iç yollarına ulaşma arzusu yok muydu? Türkistan, her şeye rağmen İpek Yolu demekti. İran yüzyılın sonunun ve Şah Abbas'ın büyük saltanatının ona sağladığı ekonomik yenilenmenin bir bölümünü bu İç Asya yollarına borçluydu. Bu iç yollar aynı zamanda, çok uzaklardan İngiliz tüccarlarını cezbetmeye ehil ve Ermeni tüccarlarını Hint Okyanusu'nun tüm ülkelerindeki, Asya'daki ve Avrupa'daki Türk topraklarındaki şaşırtıcı yayılmalarında -bunlardan bazıları 1572'de Danzig'e ulaşmışlardır- ifadesini bulan kentlerin, görünür gelişmelerinin kökeninde de yer almışlardır. Dünya ölçeğindeki bu ticaretin önemli bir merhalesi olan Tebriz cazip bir av sahasıdır. İran'ın zayıflığının yarattığı fırsat, rakiplerine karşı apaçık bir teknik üstünlüğü olan Türkleri daha da fazla cezbetmektedir. İran cephesinde hiç top yoktur ve çakmaklı tüfek de çok azdır; Türkler de bunlardan yana pek zengin değillerdir ama bunlara sahiptirler ve bu yeterlidir. Ve önlerinde bu adı hak eden hiçbir müstahkem mevki yoktur. Geniş Türk-İran sınırları boyunca yer alan yegane korunaklar, bazıları doğal, bazıları da İran hükümdarlarının ihtiyatları sayesinde düzenlenmiş stratejik çöllerdir. Türkler ile İranlılar arasındaki bütün savaşlarda kuşkusuz din de bir rol oynamaktadır: Fetvalar "Şii köpeklerine", şu sapkınlara, şu "kızılbaşlara" karşı yürütülen savaşların mümince ve adeta kutsal yanını vurgulamışlardır. Üstelik "İran dinine" mensup Şiiler Anadolu'nun içlerine varıncaya kadar Asya'daki Türk topraklarının her yerinde mevcutturlar. Bunlar 1569'da ayaklanmışlardır.
Sayfa 416·Kitabı okudu
Tarih
Türk-İran ilişkileri..
1578-1590 arasındaki Türk tarihine bizim için içeriden ulaşmak mümkün değildir ve örneğin Hammer'in anlatısının dayandığı vakayinameler, büyük sorunları ancak olaysal terimlerle ortaya koymaktadırlar. Sonra, tarihçiler olarak elimizden kaçan, aslında hemen hemen tutarlı ve anlaşılır olan Türkiye değil, onun ötesinde İslam'ın şu diğer biçimi, cahili olduğumuz diğer uygarlık, İran sahası da elimizden kaçmaktadır, İran, Türkiye ve Ortodoks Rusya arasındaki sahaları da bilemiyoruz... Nihayet, şu diğer kavşak olan Türkistan'ın rolü nedir? Bu toprakların ötesinde güneye doğru, Portekiz'in iyice egemen olamadığı ve İspanyanın da 1580'den itibaren aslında gerçekte olduğundan çok teoride omuzlayacağı trafıkleriyle muazzam Hint Okyanusu uzanmaktadır. İşte 1577-1580 yıllarından itibaren Türkiye'nin Akdeniz'e sırtını dönmesine yol açan bu mekandır. Bu muazzam sırt dönme, İspanya'yı Atlantik'e doğru fırlatan olgu kadar güçlüdür. Okyanus Avrupa'nın yeni zenginliği demekti. Acaba Türkiye de Asya'ya yönelerek zenginliğe doğru mu dönmüştü? Hiçbir metin bize bunun böyle olduğunu söylememektedir ve bilgilerimiz o kadar süreksizlik içermektedir ki, bu konuda ancak izlenimler yardımıyla ilerleyebiliyoruz. Vakayinamelerin kesin bir dille ifade ettiklerine göre, İran o sıralar müthiş siyasal güçlüklerle karşı karşıyadır. 1522'den beri İran'a hükmeden Şah Tahmasp, 1576 Mayısı'nda katledilmiştir.
Sayfa 414·Kitabı okudu
Tarih
Valide sultan da rüşvet almış diyor..
Ne yapması gerektiği nihayet saptanan Margliani, mümkün mertebe çabuk davranmıştır. 28 Aralık tarihli bir mektubunda, Yeniçeri ağasıyla tam üç saat boyunca konuşurken görülmektedir. Yeniçeri ağası 27 Aralık'ta gün doğmadan önce, onu Galata'dan İstanbul'a götürmesi için kayığını göndermiştir. Niccolo Prodanelli görüşme esnasında tercümanlık yapmıştır. Margliani bundan memnun kalmıştır: "Diğer herkesten daha akıllı ve yetenekli" diye yazmıştır. Onu seçmesinin nedeni, görevi konusunda sıkıntılı olması ve ağaya anlatacaklarını nasıl söyleyeceğini iyice bilmemesidir. Ağa onun söylediklerinden hiçbir şey anlamamıştır. Margliani'nin padişahın elini öpmeye gidip gitmeyeceğini sorunca, o da eğer kapitülasyon olursa evet, erteleme olursa hayır diye cevap vermiştir. Ağa gene anlamamıştır. Sonra daha basit ve daha kesin sorular sormuştur. Margliani kalacak mıdır? "Ona hayır cevabını verdim. Neden diye sordu. Ben de ona, alınan kararlar doğrultusunda ticaret olmayacağına göre, bu gerekli değil diye cevap verdim. Bu sözleri hafif bir tebessümle söyledim ve ona gerçeği söylemek istediğimi ilave ettim: yani iki nedenden dolayı bu kararı aldığımı, bunlardan birincisinin, buradaki uygulamayı pek nazikane bulmadığım, ikincisinin de Fransız elçilik sekreterinin (dönerken) geçtiği tüm Hıristiyan ülkelerde, öncelik ilanı konusunda yaydığı söylenti olduğunu anlattım'' ve bunu Fransa'ya götürmüştür. Ve İspanyol elçisi delillerinden fazla emin olmadığından, Valide Sultan'a 5 .000 ekü peşkeş çekmiş, o da daha fazlasını isteyerek durumdan yararlanmıştır.
Sayfa 409·Kitabı okudu
Tarih