Bilal kamiloğlu

Bilal kamiloğlu
Osmanlı sarayında casus
Türk' ün sarayında kullanışlı bir casus olan", görevlendirilmediği halde İstanbul'da havayı koklayan kişiye gelince, bunun Sakızlılarla akrabalığı olan bir Cenevizli, Francisco de Franchis Tortorino olduğunda hiçbir kuşku yoktur. 1558 yazı boyunca Piyale Paşa ile rüşvet ilişkilerine girdikten sonra Cenova tarafından görevlendirilmiş ve herhalde aynı sıralar II. Felipe'nin hizmetine de önerilmiştir. Cenova arşivlerindeki güzel yazılı bir sicil Francisco de Franchis'in yolculuğunun ayrıntılarını anlatmaktadır (Costantinopoli, 1.2169) ve konsolosluk mektupları onu bize Napoli'de ve Messina'da İspanyol otoriteleriyle güçlük içinde, sonra da Venedik'e giderken göstermektedirler, A. d. S. Cenova, Napoli, Lettere Consoli, 2, 2635, Gregorio Leti, a.e., I, s. 302'de onun görevinde yanında Niccolô Gritti adında birinin bulunduğundan söz etmektedir.
Sayfa 117·Kitabı okudu
Reklam
Nisan 1559'daki Cateau-Cambresis antlaşmasından Mayıs-Eylül 1565'teki Malta kuşatmasına kadar, Akdeniz tarihi tek başına tutarlı bir bütün meydana getirmektedir. Altı yıl boyunca Akdeniz artık Batı ve Kuzey Avrupa'nın büyük olaylarının dümen suyuna girmekten kurtulmuştur: diğer bütün görevlerinden kurtulmuş olan, denizin iki yarısını ellerinde tutan devler -Türkler ve İspanyollar- düellolarına geri dönmektedir. Ama aşırı bir hırs henüz söz konusu değildir. Acaba amansız bir savaşı mı istemektedirler? Küçük hedefleri olan kesin tasarıların, onları arzuladıklarından daha uzağa sürükleyecek olan tasarıların kurbanı değiller midir? Cesaretle hareket etmekten ziyade olayların dümen suyuna kapılmış olan İspanyanın belirsiz oyunu izlendiğinde, akıllara bu düşünceler gelmektedir. Kanuni Süleyman'ın büyük saltanatının son yıllarındaki Türk oyunu da bunun aynısıdır. Batı'daki yegane büyük olay, İspanya hizmetinde büyük bir deniz gücünün yaratılmış olmasıdır. Fakat sorun İspanya'nın bu gücü kullanıp kullanmayacağı ve bunun denize egemen olmak için yeterli olup olmadığını bilmektir.
Sayfa 115·Kitabı okudu
Bizde yok muydu acaba?
Cateau Cambresis barışı Fransız tarihçiler tarafından ve o çağda yaşayanların bazıları tarafından (özellikle Fransız Piemontesi'nin örgütleyicisi Brissac'ı düşünüyorum) bir felaket olarak değerlendirilmiştir. Aksi istikamette bir miktar savunu yapmak belki de doğru olacaktır. Fransa'nın barış antlaşmasıyla sağladığı avantajların esası iki evliliğe dayanıyordu: Emmanuel Philibert'in Marguerite ile ve II. Felipe'nin henüz bir çocuk olan ve İspanya'da "barış kraliçesi" olarak Elisabeth de France ile evlenmeleri. Bugün böylesine avantajları küçümseme eğilimindeyiz. Oysa 16. yüzyılda siyasetin tümünün ilk önderde, bir aile siyaseti halinde kalmaya devam ettiği bir olgudur. Evlilikler önemli meselelerdir, uzun hesaplamalar, sayısız düzenbazlıklar, bekleyiş ve tuzak fırsatları yaratmaktadırlar. İspanyol evliliği, çarpıcı bir Fransız başarısıdır, yalnızca başka bir evlilik imkanını devredışı bırakmış olsa bile. İngiliz Elizabeth'in Felipe'nin karısı olması için onu istemesi yeterliydi; 1558 Ekimi'nde çok samimi bir şekilde ona evlenme teklif edilmiş, fakat Elizabeth bunu geri çevirmiştir. Fransız evliliği kendine özgü avantajlarının ötesinde, Ada ile İspanyol imparatorluğunun yeniden birlik olmalarına karşı bir garantidir.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Turgut Reis
Sicilya buğdayına el koyan bu korsanlardan en tehlikelisi Turgut'tur. Rum kökenli bu korsan 50 yaşlarındadır ve ardında, 1544'te Barbaros bizzat geri alma pazarlığını yaparken, dört yılı Ceneviz kadırgalarında kürek çekmek suretiyle esarette geçen uzun bir maceralı yaşam bulunmaktadır. 1550'de Cerbe'ye yerleşmiştir. Yolculuklarının arasında buraya gelmekte, reisleriyle birlikte burada kışlamakta, tayfalarını buradan sağlamaktadır. Fakat yalnızca Cerbelilerin tahammüllerine mazhar olarak, 1550'de tam zamanında, Tunus Saheli'ndeki küçük Africa kentini ele geçirmek üzere iç kavgalardan yararlanmıştır. Safakes'in kuzeyinde, yaklaşık olarak Kayrevan hizasında olan, ağaçsız ve bağsız çıplak bir burun olan Africa, eskiden Fatımiler döneminde ihtişamlı bir döneme tanıklık etmiştir. Gözden düşmüş, kentten çok kasaba haline gelmiş olan burası Turgut açısından, sularının ve kötü surlarının sağladığı sığınakla, Sicilya yolu üzerinde yararlı bir liman olmaktadır. Ve daha iyisini beklerken, kendine ait bir ev!
Sayfa 28·Kitabı okudu
Kanuni Süleyman'ın henüz fethedemediği Macaristan'ın küçük kısmından şimdilik vazgeçmesi gerekiyordu. Fakat denizde de tavizler verilmiştir ve daha şaşırtıcı olanı, Türklerin avantajlarından yararlanmamalarıdır. 1560'a kadar hiçbir büyük karşılaşma olmayacaktır. Acaba bunun nedeni Barbaros'un ölmüş olması mı, yoksa Türklerin İstanbul'dan binlerce fersah ötede, dağlık, boş, savaşın her kış düğümlendiği, ordunun iaşesi için muazzam kervanlara ihtiyaç duyulan bir bölgede İran'a karşı güç bir savaşa girişmeleri midir? Kanuni'nin isyan eden şehzadesi Mustafa'ya karşı giriştiği bir hanedan kavgası ve Kızıldeniz ile Hint Okyanusu'nda Portekizlilere karşı girişilen gerçek bir savaşla (Diu'nun ikinci kuşatması 1546'dadır) 1545 İran Savaşı'nın daha da karmaşık hale gelmesi, güçlü Türk makinesini Akdeniz'e sırtını dönmek zorunda bırakmıştır.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Reklam