Osmanlı'da kentsel burjuvaziler -esas olarak ticari burjuvazi İslam' a yabancıdır; bunlar Raguzalı, Ermeni, Yahudi, Rum ve Batılıdırlar. Galata ve adalarda "latinitl'ler (Latin kültürü) hala sürmektedir. Öte yandan imparatorluğun büyük tüccarları diyebileceğimiz Venedikliler, Cenevizliler ve Raguzalıların gerilemesini görmek semptomatik olmaktadır. Sultanın yakınında iki büyük iş adamı fark edilmektedir: Bunlardan biri olan Mihal Kantakuzenesı Rumdur, diğeri JosefNasi (Micas) ise Yahudidir. 15. yüzyılın sonunda göç etmiş olan İberya (İspanya veya Portekiz) Yahudileri Kahire, İskenderiye, Halep, Trablusşam, Selanik ve İstanbul'da yavaş yavaş ticaretin üst noktalarını işgal etmektedirler (özellikle Portekizliler); imparatorluğun mültezimleri arasında büyük bir paya sahiptirler (hatta bürokratlar arasında). Venedikliler, Venedik mallarını ikinci elden satan Yahudilerin kötü niyetlerinden çok yakınmışlardır. Kısa bir süre sonra bu Yahudiler, yeniden dağıtıcılık mesleğiyle yetinmemişler ve Raguzalılar ile Venediklilerle doğrudan rekabete girişmişlerdir. 16. yüzyıldan itibaren Messina, Raguza, Ancona ve Venedik yönlerine büyük deniz ticaretine girişmişlerdir. Hıristiyan korsanlığının Doğu Akdeniz'deki karlı faaliyetlerinden biri de Venedik, Raguza veya Marsilya teknelerindeki Yahudi mallarını avlamak olmuştur. İspanyolların verdikleri isimle bu ropa de judios onlar tarafından kaçakçılığa dahil edilmiştir; keyfi el koymalara karşı bu uygun bir mazeret olmaktadır. Öte yandan Yahudiler de kısa bir süre sonra Ermenilerin rekabetiyle karşılaşmışlardır; bunlar 17. yüzyılda Batı'ya yönelik tekneler kiralayacak, buralara bizzat gidecek ve Şah Abbas'ın ticari genişlemesinin simsarları haline gelecekler dir. Doğu Akdeniz'de, bir dönem bütün Akdeniz'in efendisi olan İtalyan ticari