Savaş harcamaları devletleri bunaltmaktadır ve bedeli öde nemeyen savaşlar sayılamayacak kadar çoktur. Sefıl ve masraflı İrlanda savaşının, şanlı saltanatının sonunda Elizabeth'in hazinesini iflas ettirdiği ve diğer bütün nedenlerden önce, 1604 barışını önceden hazırladığı görülmektedir. Akdeniz'de savaş o kadar pahalıdır ki, İspanya'da olduğu kadar Osmanlı'da da iflaslar birbirini izlemektedir.
Hıristiyanlar net bir önceliğe sahip olmakla birlikte, teknik yöntemler Denizin bir kıyısından ötekine geçmekte, malzemeler tektipleşmeye başlamakta ve ardından bu yeniliklerin siyasal uzantılarını sınırlandırmaktadır. Topların kullanımı Hıristiyanların Granada ve Kuzey Afrika'daki ilerlemelerine olduğu kadar, aynı zamanda Türklerin Balkanlardaki zaferlerine, belirleyici nitelikteki Mohaç Savaşı'nda, İran' da veya bizzat Kuzey Afrika'da kazandıkları zaferlere hizmet etmiştir.
Akdeniz'deki büyük savaşlardan söz edildiğinde, kadırgaların ince ve güçlü siluetleri, kışın uykuda geçen hayatları, yazın sahiller boyunca koşuşturmaları akla gelmektedir. Belgeler bunların hareketleri, bakımları ve yüksek masrafları hakkındaki ayrıntılarla doludur. Uzmanlara ait yüzlerce söylev bunların ne kadar özen, insan, yiyecek ve para gerektirdiğini söylemektedir. Ve deneyimler, bunların bütünsel manevralar için bir araya getirilmelerinin ne denli güç olduğunu göstermektedir; öyle ki, büyük harekatlar sırasında, kadırgalar hacimli iaşe ve mühimmat taşıyan gemilerle birlikte hareket etmek zorunda kalırlar. Bu yavaş hazırlıklardan sonra yola aniden çıkılmaktadır ve yolculuklar genelde hızlı olmaktadır. Kıyıların bütün noktalarına ulaşılabilir. Ancak kadırga filolarının gücünün boyutunu abartmayalım. Gerektiğinde karaya çıkartılan birlikler, sahillerden uzaklaşamazlar. 1535'te V. Carlos Tunus'u zaptetmiş fakat daha ileri gidememiştir; 1541'de Cezayir'i almayı denemiş, başarılı olamamıştır: Sefer esnasında Matifon Burnu'ndan kente egemen olan tepelere kadar gidebilmiştir. 1565'te Türk donanması aynı şekilde Malta kuşatmasına girişmiş ve burada çakılıp kalmıştır. 1572'de yaşlı Garda de Toledo, Avusturyalı Don Juan'a, İnebahtı Savaşı'nın ertesinde, anakara yerine bir adaya saldırmasını tavsiye etmiştir.
Savaştan söz etmek, aynı zamanda, 16. yüzyılda mevcutlarındaki artışla bizi şaşırtan kalabalık orduları düşünmek demektir. Bunları bir yerden bir yere götürmek büyük sorunlar çıkartmaktadır. Fransa kralının bir gün "dağların üstünden habersizce geçmesi" amacıyla Lyon'da paralı askerlerini ve toplarını toplaması için aylar gerekmiştir.
Bir uygarlıktan diğerine herkes kendi gerçeğini söylemektedir. Eğer ifade edilen formül komşuya aitse, hiçbir uygarlık asla iyi değildir. Kesin olan tek şey, İsrail'in kaderinin, gücünün, dayanıklılığının ve acılarının, asimile edilmeyi reddeden sert bir çekirdek olarak kalmasına bağlı olmasıdır; yani kendine sadık bir uygarlık olarak. Bütün uygarlıklar insanların hem cenneti hem de cehennemidir.