Bilal kamiloğlu

Bilal kamiloğlu
Ocak 1590'da İngilizler, yeni İspanyol temsilcisi Juan Estafano Ferrari'nin müzakereleri sonuca ulaştırmasını engellemiş olmaktan sevinç duymaktadırlar. Böylelikle, artık kendilerine ait bir şirketleri olacak kadar Akdeniz hayatına karışmışlardır. Ama kuşkusuz iktidar ve güç kullanımı yoktur: Akdeniz hayatına katılma İngilizlere büyük bir esneklik ve hiç de azımsanmayacak bir sahtekarlık (ama kim bunun dışında kalmış ki?) kazandırmıştır. İngilizler İslamiyet ve Hıristiyanlığa ait iki sahnede ve hatta korsanlığın meydana getirdiği bir üçüncü sahnede aynı anda oynamaktadırlar. İngilizler ilk andan itibaren korsanlık da yapmışlardır; hem de oldukça şedit bir korsanlık. Daha 1581'de onlara ait bir yelkenli Türklere karşı korsanlık yapmaktaydı. Yirmi yıl sonra, 1601'de Londra'da bir rapor, Venediklilerin, Cenevizlilerin ve diğer grupların İngiliz yelkenlilerinin yaptığı yağmalardan ve bunları Kuzey Afrika kentlerinde satmalarından yakındıklarını aktarmaktadır. Livorno, İngiliz-İspanyol barış antlaşmasından sonra (1604) işten çekilen İngiliz korsanları için iyi bir emeklilik yeri haline gelmiştir. Korsanlığın zayıfların işi olduğuna kuşku yoktur. İngilizlerin yüzyılın sonlarında yaptığı korsanlıklar, zengin navelerin olduğu ve zengin kentlerin kuşattığı denizde işgal ettikleri yerin küçüklüğünü göstermektedir. Bir İngiliz Akdeniz'i gibi bir paradoksun oluşması için yüzyıllar gerekecektir; buraya bir İngiliz savaş filosunun gelmesi için 1620'yi ve Adadaki firmaların şube olarak Cenova'da ticarethane açmaları için de 1630-1640'ları beklemek gerekecektir.
Sayfa 422·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Türk İngiliz müzakereleri...
İngilizler için geriye kalan, gemiyle Doğu Akdeniz pazarlarına ulaşmaktır. R. Hakluyt bunun, 1575'te bu işe karar veren Londralı iki tüccarın, Edward Osborne ve Richard Staper'ın eseri olduğunu iddia etmektedir. Bunlar İstanbul'a kendileri için iki temsilci göndermiştir; John Vight ve Joseph Celeents adındaki bu kişiler Polonya yolunu izlemiş, 1578 Eylülü'nde Lwow'da Türk elçisi Ahmet Çavuş'un heyetine katılmış ve o da onları güvenli bir şekilde 28 Ekim'de hedeflerine ulaştırmıştır. Padişahtan İngiltere kraliçesine yazılmış 15 Mart 1579 tarihli bir mektup almışlardır. Müzakereleri Londra'dan, İstanbul'daki İspanyol casusu Giovanni Margliani'den daha iyi izleyen Bernardino de Mendoza, Kraliçe'nin 1579 Kasımı'nda Fransa yoluyla En Hıristiyan Kral ile olan iyi ilişkileri koruyup pekiştirmesini ve Anjou düküyle evlenmesini (hiç kuşku yoktur ki, Fransızlar bu tavsiyenin mektuba girmesi için bir şeyler yapmışlardır) istediklerini kaydetmektedir. Mektupta ayrıca, kara ve deniz yoluyla gelen İngiliz tüccarların iyi karşılanacağı bildirilmektedir. Mendoza, aslında evlilik Türklerin umurunda değildir, diye yazmaktadır; onları asıl ilgilendiren "İngilizlerin birkaç yıldır Doğu Akdeniz'e getirmeye başladıkları" kalaydır; "top dökümü" için vazgeçilmez olan kalay. Zaten bu madenden 20.000 ekülük yüklemiş olan 5 gemi Doğu Akdeniz'e gitmek üzere Londra'yı terk etmeye hazırdır. Kraliçenin 25 Eylül 1579 tarihli cevap mektubu Richard Stanley ve Prudence adlı tekneyle yollanmıştır. Zaman uygundur. Portekiz tahtı açıktadır; II. Felipe muazzam hazırlıklarla meşguldür. Elizabeth'in herkesten fazla endişelendiği kişi II. Felipe'dir. Türklere dayanmaktan başka çözüm yoktur. Hatta Elizabeth müzakereler sırasında Türk donanmasının denize açılmasını bile talep edecektir. Ne olursa olsun
Sayfa 416·Kitabı okudu
Richard Hakluyt İngilizlerin Akdeniz'den çekilmelerini açıklayabilmek için Sakız'ın 1566'da ve Kıbrıs'ın 1571'de Türklerin eline geçmesini gündeme getirmektedir ve bu açıklama İngiliz tarihçiler tarafından benimsenmektedir. Peki, 1552-1566 arasındaki duraklama nasıl açıklanabilir? İngiliz yolculuklarındaki duraklama (1552-1573) fiilen Türk ilerlemesiyle (1538-1571) çakışmaktadır; fakat bu yeterli bir açıklama olmayabilir. Her şeyden önce İngiliz duraklamasının ekonomik nedenleri bulunmaktadır. Öncelikle 1540-1545'li yıllardan itibaren dünya ekonomisinde bir daralma meydana gelmektedir ve yüzyılın ortasında inkar edilemez bir İngiliz bunalımı söz konusudur; bu bilinmeyen bir şey değildir, çünkü yüzyılın ortasından itibaren oluşum halinde olan ve Chancellor'ın keşif yolculuğu vesilesiyle muhtemelen 1552'de kurulan Merchant Adventurers ortaklığına dair bütün açıklamalarda bu konu ileri sürülmektedir. Bu yolculuk öncelikle Cathay (Çin) ve oradaki baharata yönelik olmak üzere, tehlikeli olan kuzey yolunu tutmuştur. Rastlantısal bir şekilde, bu çabaların sonucunda Rusların ticaret macerası ortaya çıkmış ve bu yoldan Doğu Akdeniz ticaretinin yolunu değiştirmek üzere yararlanmayı düşünmüşlerdir; bu işlem başından itibaren bir ekonomik sıkıntıyla, İngiliz mallarının fiyatlarındaki düşüş ve değerli koloni ürünlerinin gelişindeki yavaşlama üzerine, bu mallara karşı olan yabancı talepte meydana gelen azalmayla başa çıkabilmek için yapılmıştır. Belki de doğrudan doğruya İngiliz piyasalarında ki ticaret koşullarının incelenmesi, bir Londra tüccarı için artık Akdeniz ticaretinin neden verimli olmadığını ortaya koyacaktır; zira bu onların sahneyi terk etmelerinin en belirgin nedenidir. Türkleri itham etmek çok mantıklı değildir. Asıl engel daha çok Akdeniz'deki taşımacılar ve
Sayfa 405·Kitabı okudu
Osmanlı hk..
Osmanlı da Batı Avrupa gibi fiyat "devrimi"nin ve başka yerlerde olduğu gibi nüfus artışının dayattığı tarımsal devrimi yaşamaktadır. Osmanlı'ya ilişkin sorunlar doğru dürüst ortaya konulmadan, karşılaştırmalı tarihe ilişkin böylesine önemli gerçekleri Akdeniz ölçeğinde sonuca bağlamakta tereddüt etmekteyiz. Bu sorunlar ortaya konulana kadar, Türk pazarlarının açılmasının ve ardından gerilemesinin nedenlerini tam olarak bilemeyeceğiz: Nüfus artışı (kuşkusuz), sınırlardaki savaşlar (ordular tıpkı kentler gibi tahıl fazlasını yutmaktadır), ekonomik ve toplumsal karışıklıklar. İleride yapılacak araştırmalar bu konuda karar vermemize olanak sağlayacaktır. Fakat 60'lı yıllardan sonra büyük değişimlerin ortaya çıktığı kesindir.
Sayfa 375·Kitabı okudu
Buğday ticareti ve Osmanlı hk..
Türk buğdayının iyi dönemleri uzun ömürlü olmamıştır. Eğer İtalya gündelik yiyecek sorununu başka türlü çözmek zorunda kaldıysa, bunun nedeni Osmanlı'da zor yılların başlamasıdır. Bir tarihçi Osmanlı'da 1564-1568, 1572-1581 ve 1585-1590 tarihleri arasında olmak üzere, felaket dönemlerinden bahsetmektedir; fakat bu, aradaki tarihlerin bolluk dönemleri olduğu anlamına gelmez. Muazzam bir kent olan İstanbul'da bütün felaketler sıraya girmiştir: Yokluk, pahalılık, büyük açlıklar ve nihayet veba. Venedik balyozunun mektuplarından öğrendiğimize göre, "1561'den 1598'e kadar olan süre içinde 94 ay boyunca veba hüküm sürmüştür (toplam olarak yaklaşık 8 yıl); bu rakam gerçek rakamların altında kalmaktadır." Bu tanıklıklar önemlidir, fakat esas meseleyi gizleme tehlikesi taşımaktadır. Kendisini güçlü bir şekilde dünya hayatına eklemleyen zaferleri nedeniyle (Suriye, 1516; Mısır 1517; Rodos 1522; Belgrad 1540; Macaristan 1541), birkaç yıl süren buğday boomu nedeniyle, "Karolenj tarzına" uygun yaşam boyu geçerli fieflere (bir tür beneficium) dayalı olarak inşa edilen bu yıpranmış ülke, daha şimdiden eski bağları kopartacak kadar güçlü, ama gerçekten çağdaş ve yeni bağlar kuramayacak kadar zayıf bir parasal ekonomi tarafından kıskaca alınmıştır.
Sayfa 374·Kitabı okudu