Bilal kamiloğlu

Bilal kamiloğlu
Akdeniz hiçbir zaman aşırı bolluk halinde yaşamamıştır ve bizzat bu sıkıntısı yüzünden bazı tamamlayıcı önlemlerin peşine düşmesi, onun bazı beceriler kazanmasına yol açmıştır. Buğday sorunlarını incelemek, Akdeniz hayatının zayıf yönlerinden birine ulaşmak ve aynı zamanda bu hayatı tüm boyutlarıyla kavramak anlamına geliyor. Karabiber ve baharat bir lüks ticaretini harekete geçirmektedir ve bu ticaret üzerine düşünüldüğünde, aklımıza 16. yüzyıldaki ticaret aleminin büyük adları gelmektedir: Affaitatiler, Ximenesler, Malvendalar, Welserler, Fuggerler. Buğday ticareti böylesine parlak adlara sahip değildir; fakat muazzam bir ticaret oluşturmakta ve birkaç geniş mübadelenin yanısıra, dikkate alınmazsa hataya neden olabilecek bir damar ve kılcal damar dolaşımını beslemektedir.
Sayfa 339·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Portekizlilerin Doğu Hint adalarındaki, "Müstahzarat adalarındaki aşırı istekleri ve ileriyi görememeleri, eskiden Malaka'ya yönelik olan lüks baharat yollarının değişmesine neden olmuştur. Java'daki bağlantılarla, Doğu Hint adaları müstahzaratı ve Java ile Sumatra'nın yüksek kaliteli karabiberi için bağımsız bir trafik kurulmuştur. Yüzyılın son yirmi yılı boyunca, Portekiz'in denetiminden kurtulan bu trafikler, Sumatra adasında Müslüman teknelerinin buluşma yeri olan Aşem çevresinde düğümlenmiştir. Bu Müslüman tekneleri daha sonra İran Körfezi veya Kızıldeniz'e gitmektedir. Seylan adasının ürettiği kaliteli tarçın bile Aşem'e kadar gitmekte ve tekneler bunu Akdeniz'e götürmek üzere yüklemektedir. 17. yüzyılın başında zengin bir Türk ticaret kolonisinin varolduğu Aşem'in bu konumu o kadar önemlidir ki, aynı dönem boyunca Çin ve Hindiçin (ve Malabar kıyıları dışında kalan Hintler) alımları önemli boyutlarda artmış ve Portekizlilerin Ümit Burnu yoluyla yaptıkları ihracat bu artış oranında azalmıştır. Tekrar belirtelim ki, bu ticaret kanalı 17. yüzyılın ilk yıllarında bile önemini koruyacaktır; ve nihayet Akdeniz yolunun sürekli başarısı kendi açıklamasını bulmuş olacaktır.
Sayfa 337·Kitabı okudu
1593'ten itibaren Venedik'e doğru yolculuklar artık Trablusşam'dan değil, Venediklilerin bağlantılarını aktardıkları ve diğer Hıristiyan teknelerinin onları izleyerek geldikleri İskenderun'dan itibaren yapılmaktadır. Yeni liman eski dalavereleri bilmemektedir; daha uygunsuz koşullara sahip olmasına rağmen, Halep'e daha yakındır. Ancak bu limanda mal stoklarının konulabileceği depoların olmaması Venedikliler için (bunlara baratto ticaret yöntemlerine sadıktırlar ve bu nedenlede stokları fazla olmaktadır) ve onlardan çok nakit taşıyıcıları olan Marsilyalılar için can sıkıcı olmaktadır. Trafiğin artması limanın değişmesinden değil, muhtemelen Türk-İran barışından kaynaklanmaktadır. 1584-1590 arasında, karabiberden ziyade Doğu Afrika kıyılarının altını için bir mücadele niteliğine bürünmüş olan Türk-Portekiz savaşının sona ermiş olmasından ötürü, trafiğin hacmi kısmen artmaktadır. Ali Bey'in filosunun 1589'da bozguna uğraması bu savaşı sona erdirmiş ve nispi bir barış Doğu Hintlere doğru yayılmıştır; bu barış artık sadece yerel hükümdarlar ile korsanlar tarafından bulandırılmaktadır.
Sayfa 333·Kitabı okudu
Hürmüz hakkında unutulmaz bir resim elde etmekteyiz; kent her tür göçe, ticarete, hile ve hurdaya açıktır; bunları yapanlar Venedikliler, Ermeniler, bizzat Türkler ve Müslüman olmuş Portekizlilerdir; bu Müslümanlığa geçen Portekizlilerin kalabalık gruplar halinde Osmanlı'ya gitmeleri şaşkınlık yaratmaktadır; fakat bunların Hintler hakkındaki değerli bilgileri, bu ülkede, bir yönde baharat, inci, ravent, asil bent ve sedir tahtası; diğer yönde ise mühimmat ve modern silah kaçakçılığı yapılmasında çok işe yaramaktadır. Böylece o melhor da lndia, Hindistan'ın en iyi şeyleri Venedik'e gitmekte ve dönüşte bu alımlar kalitesiz mallar, cam eşyalar, aynalar, sahte inciler ve boyalı kağıtlarla ödenmektedir. Bu mümin tarikat mensubu, sapkın Türkler ile ve İngilizler ile ilişkiye girmeye her zaman hazır olan Venedik'e yönelik, hazinelerle yüklü altı bin devenin çölde ilerlediğini ve gözünün önünde İskenderun'dan beş büyük Venedik teknesinin yola çıktığını görmüştür. Acaba bütün bunlara bakılarak, Venedik cephesinde, net olarak 1580'li yıllardaki güçlüklerden sonra, bir toparlanmanın ortaya çıktığı sonucuna varılabilir mi?
Sayfa 332·Kitabı okudu
Bir habere göre, 1587'de Sumatra'dan her yıl Mekke yönüne gemiler yola çıkmaktadır. Gene söylendiğine göre, 1586'da Mekke gümüşü yılda 150.000 duka getirmektedir (yarısı padişaha, yarısı da kentin şerifine) ve her yıl limana 40 veya 50 kadar, hepsi de baharat yüklü büyük gemiler yanaşmaktadır. Daha da önemlisi, Portekiz'in Hint Okyanusu'ndaki dalaverelerinin sonucu olarak, 1590'dan sonra denetleyemedikleri ticari piyasaların geliştiği gözlenmektedir.
Sayfa 331·Kitabı okudu