Cahit Zarifoğlu'nun mirasına sahip çıkan temiz Müslümanlar bugün neredeler? Şuradalar:
AKP Milletvekili Monaco'da yediği ıstakozu sosyal medyada paylaşınca olanlar oldu. Benim için zengin Monaco şehrinin sosyete mekanında yenen ıstakozun göze sokulması değil asıl mesele. Ya da Maldivler'de tatil yapmakla övünmek hiç değil. Aklıma Rasim Özdenören'in yazdığı Gül Yetiştiren Adam romanı geldi! "Gül yetiştiren adam" imgesi muhafazakar çevrelerce her daim çok ilgi gördü. Neydi mecazi olarak anlatılan? Kemalist değişime ve din alanının darlaştırılmasına, kalbi muhalefet (buğz etmek) esastı. Yani tevekkül-sabır esastı. Varlıklarını başka biçimde sürdürmek için gizlilik-sır-takiye esastı. "Kalp tekkeleri" kurmak esastı. Vaazlarda, sohbetlerde üstü örtülü "ezop dili" kullanmak esastı. Hıncı içinde tutmak esastı ...
Tarikatlar yasaklanıp tekkeler kapatılmış olabilirdi onlar inatla "gül yetiştirecekler" idi: Romanda, dedenin torununa namaz kılmayı öğretmesi gibi! Nakşilerde mürit, "gül yetiştirme" metaforuna uygundu. Nurcularda şakirt, "gül yetiştirme" mecazına uygundu. Keza İmam Hatip okulları açmak, İlim Yayma Cemiyeti gibi yapıları örgütlemek ...
İşletmeler açmak-siyasi parti kurmak, hepsinin amacı "gül yetiştirmek" idi. Ve sonra ne oldu? Demokrat Parti 1950'de iktidara geldi. 1960'larda AP, 1970'lerde "Milliyetçi Cephe Hükümetleri" kuruldu. Mukaddesatçı çevrelerinAtatürk'e ve devrimlerine karşı sert muhalefeti görünür oldu. Yani, örtü-gizlilik kalktı, eyleme geçildi. Mesela Ticaniler, sadece Atatürk'ün heykellere büstlere saldırmakla kalmadı; "ezan delileri" adını verdiklerine (sahiden A. Balcı, Y. Özkan gibi kimilerinin deli raporu vardı) kutsiyet verdi.
Atatürk'ü değersizleştirmek için aldatma, çarpıtma ve hakaret dönemi başlatıldı (hele annesi hakkında yazdıkları bu