Bilal kamiloğlu

Bilal kamiloğlu
Yargıladığımız şey Akdeniz değil, 16. yüz yıldır; onun parasal ekonomisinin yetersizliği, insanların her şeyi koordine etme noktasında yaşadıkları güçsüzlüklerdir. Ve 16. yüz yıldan daha çok yargıladığımız bir şey varsa, o da ne onunla başlayan, ne de onunla biten eski ekonomi rejimidir. Ancak en kapalı ekonomiler bile küçük akıntıların sızmasına izin vermektedir. Marc Bloch'un tavsiyesine uyarak, kapalı ekonomiler hakkında aceleci önermelerden kaçınalım. Korsikalı pieviler bile çobanları aracılığıyla dışarıyla mübadele yapmaktadırlar ve fırsat bulduklarında, yetiştirdikleri domuzları ve kestaneleri zeytinyağı, kumaş veya parayla takas etmektedirler. Adalardan söz ederken, başka bir bağlam içerisinde, Sardinya'nın Akdeniz dünyasına tamamen kapalı olmadığını göstermiştik. Aynı şeyi buğday ambarı Sicilya veya uluslararası yün pazarı Kastilya için tekrar etmenin gereği yoktur.
Sayfa 68·Kitabı okudu
Reklam
İlginç
Kimse zamanı israf etmek istemez. Eğer Venedikli tüccarlar 15. yüzyıldan itibaren Suriye pamukluları üzerinde oyun oynamayı tercih etmişse, bunun nedeni bu işlerin altı veya yedi ay içinde sonuçlanıp, İngiltere veya Flandre yönündeki uzun yolculuklardan çok daha çabuk bitmesidir. Yalnızca o dönemin en büyük kapitalistleri, en talihli ve en yetenekli kişileri olan Cenevizliler, Sevilla'dan hareketle Atlantik aşırı ödemeleri örgütlemeyi becerebilmişlerdir. Bu muazzam bir iştir. Fakat bir başka açıdan muazzam bir iş olarak, Lizbon ile Hint Okyanusu arasındaki düzenli ticari bağlantıları kurabilmek için Portekiz hükümetinin tüm kredisiyle müdahale etmesi, kralın karabiber tüccarı haline gelmesi gerekmiştir; zaten bunlar da kısa bir süre sonra yetersiz kalmışlardır. Ticaret ne kadar uzakta yapılırsa, zorunlu olarak yatırılacak para o kadar artmaktadır, çünkü daha uzun bir yolculuğa tabi olacaktır. 16. yüzyılda Sevilla'dan Amerika'ya veya Lizbon'dan Asya'ya yapılan deniz ticareti, eğer daha önce Yukarı Almanya ve İtalya'daki kapitalist yoğunlaşmalar olmasaydı,mümkün olmazdı. Ve bu uzun mesafeli bağlantılar her zaman cesaret gerektirmektedir. Bu işi yapanların cesareti: Temmuz 1602'de Hintlerden gelen kocaman bir tekne, bordasında iki "milyon altın"dan fazlası olduğu halde, Lizbon'a birkaç mil kalana kadar yaklaşmıştır; fakat mürettebattan sadece otuz kişi hayatta kalmıştır: Savunma kadırgalarının burnunun dibinde İngiliz korsanlarının ele geçirdikleri, işte bu bitkin haldeki teknedir. Eylül 1614'te aynı olay bir kez daha meydana gelmiştir, inextremis, fakat bu kez kötü bir sonla bitmemiştir: "Hintler"den, bordasında "bir milyon'' altın olan zengin bir tekne gelir; yola çıkarken 300 adam bindirmiştir; 16 kişiyle geri dönmüştür. En uç örnek, Manila'dan yola çıkan bir
Sayfa 56·Kitabı okudu

Bilal kamiloğlu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·583 syf.·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 13:18
·
2026 9. kitabı
Fernand Braudel
9/10 · 37 okunma

Bilal kamiloğlu

, bir kitap okudu
8/10
·328 syf.·
8 günde okudu
·
2026 8. kitabı
Soner Yalçın
7.8/10 · 71 okunma
Eskiden bunlardan çoktu...
Son dönemlerde bir laf çıktı: "Nazım Hikmet' in aşkları yok, kadınları var!" Bunu söyleyenlerin aradığı, Mehmet Rauf'un yaşadığı ya da yaşamadığı her aşkından sonra intihara teşebbüs etmesi mi? Bu tür yüzeysel sözleri kimler çıkarıyor, aklıma bir olay geldi. Büyük opera sanatçımız Semiha Berksoy, Nazım Hikmet'i Çankırı Cezaevi'nde ziyaret etti. Ankara'ya dönüşünde Vali Nevzat Tandoğan, "O rezil adamı nasıl ziyaret edersiniz!" diye bağırdı. Semiha Berksoy'un yanıtı "Onu seviyorum" oldu. Sonra öğrenir, kendisini şikayet eden aşk teklifini reddettiği orkestra şefi-besteci Ferit Alnar'dır! Nazım üzerine çıkarılan sözlere bir de bu açıdan bakın. Zavallı Nazım hakkında ne çok yalan üretildi. Mesela denir ki, "Nazım Hikmet Beyoğlu'nda kapıları elektirikle açılan lüks apartmanlarda oturuyor!" Cihangir'deki ev kiralıktı ve Nazım ile Piraye'nin karyolası bile yoktu!
Sayfa 289·Kitabı okudu
Reklam