Bilal kamiloğlu

Bilal kamiloğlu
İlginç
Akdeniz'in doğudaki ucunda bulunan, deniz ile çöl arasında bir durak olan Suriye de bir adadır. Buradan itibaren her şey dağılmaktadır: İnsanlar, teknikler, emperyalizmler, uygarlıklar, dinler. Suriye Akdeniz dünyasına alfabeyi, cam sanatını, kumaşların erguvan rengine boyanmasını ve dry-farming'in sırlarını (Fenikeliler çağında) taşımıştır; Roma'ya ve sonra Bizans'a imparatorlar vermiştir; tekneleriyle eskiden, tarihteki ilk Akdeniz veya hemen hemen ilk olan Fenike denizine egemen olmuştur; nihayet 1516'da -634'te olduğu gibi- İslamiyet (7. yüzyılda Araplar, 16. yüzyılda Türkler) bu önemli dünyayı ele geçirdiğinden, Suriye bu sayede büyük Akdeniz tarihi düzeyine yükselmiştir.
Sayfa 264·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Korfu ve Girit te benzer şeyler düşünmemize neden olan malzemeler sunmazlar. Buralarda da, Kıbrıs'ta olduğu gibi insanlar tarafından, bağların yani kuru üzüm ile Malvoisie denilen bir şarap türünün lehine olarak sürdürülen bir manzara hayal edebiliriz. Korfu'da bağlar, dağları terk ederek, işlenmesi daha kolay olan ovalara, pianureye yerleşmiştir. Buğdayı kendi yararına olmak üzere bulunduğu bölgeden çıkarmıştır; fakat tek tip ürün yetiştirilmesi sonucunda aşırı üretim ve kötü satış buhranları mümkündür. Girit'te tahmin edileceği üzere, öfkeli haykırışlarla birlikte, 1584'te bağlar emir üzerine sökülmüşlerdir. Bu emrin kurbanları "Signoria uyruğu olmakla Türk'ün uyruğu olmak arasında hiç bir ayırım" gözetmeyeceklerini ilan etmeye kadar varmıştır. Bu "sömürge" ekonomisinin tabii ki kendi başarıları ve başarısızlıkları bulunmaktadır. Bağcılar, mal sahipleri, denizciler, tüccarlar ve uzaktaki tüketicileri birbirlerine bağlayan sistemin işleyebilmesi için birçok koşul gerekmektedir. Gerçekten de şarap ve üzüm, geniş çaplı eski bir ticaretin konusudurlar. İngiltere bile bu Malvoisie şarabının, 16. yüzyıl toplumunda, bizdeki Porto şarabının oynadığı rolü oynayan bu lüks malın tadına ve alışkanlığına sahiptir. Bandello Öykülerindeki kişilerinden biri için "O kadar duygulanmış, o kadar üzülmüştü ki, ona bir kadeh Malvoisie şarabı aramaya gitti" demektedir.
Sayfa 258·Kitabı okudu
Kanarya adalarında şeker, hiç kuşkusuz ilk fatihlerin sertlikleri kadar yerli halkın, yani Guanchoların yok olmalarından sorumludur. Ve nihayet, köle işgücünü dayatan da o olmuştur: Kanarya adalarından gelen Hıristiyan korsanların Afrika kıyılarından yağmaladıkları Berberi köleler ve özellikle de yüzyılın ortasıyla birlikte şeker yüzünden Amerika anakıtasının kıyılarına ulaşacak olan Gine zencilerinin köleleştirilmesi. Bunlar Okyanus'ta vuku bulan örneklerdir. Fakat tamamen Akdeniz'e ait örnekler de eksik değillerdir. Sicilya'daki istilacı buğday tarımına bakınız; Sicilya en azından 1590'lara ve çok daha ötelerine kadar İç Deniz'in Batı dünyasının Kanadası veya Arjantin'i idi. Sakız adasında hem reçine hem de içki yapımında kullanılan mastika yetiştirilmekteydi. Kıbrıs'ta ise pamuk, üzüm ve şeker üretilmekteydi. Girit ve Korfu'da üzüm; Cerbe'de zeytin. Bunların hepsi dışarıdan dayatılan ekonomiler olup, Almanların Volkswirtschaft adını verecekleri şeye çoğunlukla zararlıdır. Kıbrıs'ta bunun kanıtı, Türkler adayı Venedik'ten aldıklarında, 1572'de ortaya çıkacaktır. Signoria döneminde adanın zenginliği, bağlarla birlikte pamuk plantasyonları ve şeker kamışı tarlalarıydı. Zenginlik ama hangi zenginlik? Eski ve muhteşem evleri bugün Lefkoşa'nın eski kesimlerinde hala görülebilen bir Cenevizli ve Venedikli aristokrasinin zenginliği. Ve bu hiç de yerlilere, Rum Ortodokslara ait bir zenginlik değildir. Türk fethi bir toplumsal devrimin zincirlerinden boşalmasına yol açmıştır.
Sayfa 256·Kitabı okudu
Güçlü deniz yollarının güzergahı üzerinde bulunan adalar büyük ilişkilere eklemlenirler. Büyük tarihin bir bölümü onların sıradan varlıklarının üzerinde eklenmektedir. Ekonomileri bazı çağrılara direnme yeteneğine sahip olmamaları sebebiyle, bu durumun karşı darbelerine düzenli olarak maruz kalmıştırlar: Varlık nedenlerini ancak Akdeniz ve hatta dünya pazarına borçlu olan yabancı ürünler böylelikle birçok adayı istila etmiştir. İhracat için olan bu ürünler ada hayatının dengesini sürekli olarak tehdit etmektedir; bunlar yukarıda sözü edilen tehditkar açlık olaylarından sıklıkla sorumludurlar. Bu durum, ''Atlantik Akdeniz"i adalarının sunduğu büyük örnekte kör edici bir netlikte görülmektedir:
Sayfa 255·Kitabı okudu
Türk karamürselleri, suya çok dayanıklı olan ve mükemmel bir kereste veren büyük çınarlardan inşa edilirler. Kadırgaların uzun süre dayanabilmeleri için, amaçlandıkları parçaya göre bir dizi farklı kerestenin bir araya getirilmeleri gerekmektedir: Meşe, akçam, mavi çam, karaağaç, karaçam, kayın, ceviz. En iyi kürekler Nar bonne'a Aude nehri ve kanalıyla gelen tahtalardan yapılanlardır.
Sayfa 235·Kitabı okudu