Korfu ve Girit te benzer şeyler düşünmemize neden olan malzemeler sunmazlar. Buralarda da, Kıbrıs'ta olduğu gibi insanlar tarafından, bağların yani kuru üzüm ile Malvoisie denilen bir şarap türünün lehine olarak sürdürülen bir manzara hayal edebiliriz. Korfu'da bağlar, dağları terk ederek, işlenmesi daha kolay olan ovalara, pianureye yerleşmiştir. Buğdayı kendi yararına olmak üzere bulunduğu bölgeden çıkarmıştır; fakat tek tip ürün yetiştirilmesi sonucunda aşırı üretim ve kötü satış buhranları mümkündür. Girit'te tahmin edileceği üzere, öfkeli haykırışlarla birlikte, 1584'te bağlar emir üzerine sökülmüşlerdir. Bu emrin kurbanları "Signoria uyruğu olmakla Türk'ün uyruğu olmak arasında hiç bir ayırım" gözetmeyeceklerini ilan etmeye kadar varmıştır. Bu "sömürge" ekonomisinin tabii ki kendi başarıları ve başarısızlıkları bulunmaktadır. Bağcılar, mal sahipleri, denizciler, tüccarlar ve uzaktaki tüketicileri birbirlerine bağlayan sistemin işleyebilmesi için birçok koşul gerekmektedir. Gerçekten de şarap ve üzüm, geniş çaplı eski bir ticaretin konusudurlar. İngiltere bile bu Malvoisie şarabının, 16. yüzyıl toplumunda, bizdeki Porto şarabının oynadığı rolü oynayan bu lüks malın tadına ve alışkanlığına sahiptir. Bandello Öykülerindeki kişilerinden biri için "O kadar duygulanmış, o kadar üzülmüştü ki, ona bir kadeh Malvoisie şarabı aramaya gitti" demektedir.