Göçebelik Batı Anadolu'da sürmekteyse de, asıl gelişme yeri Asya'dan gelen göçebelerin Türkmen adını taşıdıkları Doğu'da olmaktadır. Bugün bile Türkmenler Anadolu bozkırlarından Halep ve Şam'a kadar gitmektedirler; ve güzergahlarının her iki cephesinde de onları yerleştirme sorunu ortaya çıkmaktadır. Daha önceki dönemlerde, Türk yayılmasının büyük başarılar sağladığı dönemde asla rahatsız edilmemiş olan göçebe Türkmenler, 16. ve özelliklede izleyen yüzyıldan itibaren Osmanlı valileri ve vergi mültezimleri tarafından ilgilenilen unsurlar olmuşlardır. Osmanlı merkezi için söz konusu olan vergi toplamak, süvariler bulmaktır. Buna karşı sürdürülen mücadele o kadar inatçıdır ki, Alevi kabilelerin İran'a sürülmelerine yol açmıştır; bunun tersine Sünniler batıya doğru ilerlemekte ve Yörüklerin göçebe haznesini yenilemektedirler. 1613'te Karaman eyaletinde, Konya'nın güneydoğusunda bulunan bir aşiret, 70 yıl sonra Kütahya'nın yüksek yerlerindedir; hatta bazı gruplar Rodos'a geçmişlerdir. Son yenilenme hareketi: Doğuda açılan boşluklar bir kez daha dolacaktır; o zamana kadar dağlara hapsolan Kürtler, ortamı uygun bulunca 19. yüzyılda ''Anadolu'nun yüksek yaylalarındaki ve Torosların güney eteklerinin kuzey-güney doğrultusundaki büyük göçleri kendi lehlerine çevirmişlerdir." Bu durum, göçebelerin hayatları açısından, şaşırtıcı duraklama noktalarıyla birlikte, sabitleşmelerin, kalıcı yerleşmelerin ve yeniden başlamaların yer aldığı devrelerin bulunduğunun kanıtıdır.