Bilal kamiloğlu

Bilal kamiloğlu
Roma'nın başlangıcında bütün Aşağı Guadalquivir havzası bir bataklık idi; ilkel Aşağı Rhône'a veya Fransız sömürgeleştirmesinden önceki Mitica'ya benzetilebilecek bir şey bu; fakat Endülüs, Baetica, Roma İspanyası'nın kalbi ve bir kentler bahçesi haline gelecekti; kısa zamanda çok güzel ve çok kalabalık olan bir bahçe. Bu ovaların zenginliğinin öteki yüzüdür: Az sayıda ve gelir getiren ürünlerde uzmanlaşan ova halkı, gündelik gıdaları için kısmen dışarıya bağımlı olmaktadırlar. Zeytinyağı, üzüm, şarap, kumaş ve mamul eşya ihracatçısı olan Endülüs kentleri aynı zamanda Kuzey Afrika buğdayı sayesinde yaşamaktadırlar. Bu buğdaya egemen olan, biraz da onları elinde tutuyor demektir. Vandallar, Endülüs kentlerinin de suç ortaklığıyla, 5. yüzyılda bu buğdaya sahip olmuşlardır. Bir sonraki yüzyılda Bizanslılar onları buradan çıkardığında, Endülüs de hemen Bizans tarafından fethedilmiştir. Arapların sırası geldiğinde, Endülüs onlara da direnememiştir. Endülüs "fethedildiği" her seferinde, yeni tacın en güzel mücevheri haline gelmektedir. Gelişmekte olan bir Müslüman İspanyası'nın kalbi olmuştur. Bu devlet kuşkusuz İber yarımadasının kuzeyine o kadar iyi yayılamamıştı, ama onun kıyılarından, ilkel halklarından ve hareketli tarihinden kolaylıkla ayırdedilmesi mümkün olmayan Küçük Afrika'ya doğru genişlemişti. Bu kentler bahçesinde iki büyük kent, Cordoba ve daha sonrada Sevilla bulunmaktaydı. Cordoba bütün İspanya'nın, bütün Müslüman ve Hıristiyan Batı'nın okuluydu; her iki kent de sanat başkentleri ve uygarlık merkezleriydi.
Sayfa 140·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Akdeniz insanı kendisini daima toprak tabanıyla mücadele halinde bulmuştur. Ormana ve makiye karşı verilen mücadeleden çok daha ağır olan bu mücadele, bu kolonileştirme, ormanlık bölgelerin aleyhine oluşmuş veya en azından bu yönde büyümüş ve Akdeniz ovalarda, bu yeni ülkelerde, kendi İç Amerika'larını oluşturmuştur.
Sayfa 117·Kitabı okudu
Sıtmanın Roma İmparatorluğu'nun gerilemesinin nedenlerinden biri olduğu savunulmuştur. Kuşkusuz bu tez çok geniş ve çok kategoriktir. Sıtma insan çabası gerilediğinde ağırlaştığından, tehlikeli zuhurları birer sonuç olduğu kadar, neden olarak da ortaya çıkmaktadırlar.
Sayfa 114·Kitabı okudu

Bilal kamiloğlu

, bir kitap okudu
8/10
·168 syf.·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 10:37
·
2026 4. kitabı
Natsume Soseki
6.7/10 · 1.941 okunma
Tren kadar bireyselliği aşağılayan bir sey yok. Uygarlık önce sınırları ortadan kaldırarak bireyselliği geliştirdi, șimdi de sınırlar getirerek onu ayağının altında eziyor. Günümüz uygarlığı yetișkinlere dünya üzerinde belli bir alan verip bu alanda istediğin gibi uyuyabilir ve uyanabilirsin diyor. Aynı zamanda, bu alanın çevresine demir çitler örüp bunun ötesine bir adım dahi atmak yok diyerek gözdağı veriyor. Kendi alanında dilediği gibi davranan canlıların, çitlerin ötesinde de diledikleri gibi davranmak istemeleri doğanın kanunudur. Acınacak hâlde olan uygarlık toplumuysa bütün gün ve gece bu demir çiti ısırıyor, çığlıklar atıyor. Uygarlık bireye özgürlük verip bir kaplan gibi onu vahșileştirdikten sonra bu vahşiliği kafese tıkıyor ve dünyanın huzurunu koruyor.
Sayfa 166·Kitabı okudu