Bilal kamiloğlu

Bilal kamiloğlu
Busbecq 1554'te Anadolu'da İznik'in ötesinde,ne köyü ne de evi olan ovalardan geçmiştir: Buralarda "kıllarından kumaş yapılan keçiler vardır" diye kaydetmektedir; bunun anlamı Ankara civarında olduğumuzdur.
Sayfa 106·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Minyatür bir Massif Central olan Buzarea üzerine yaslanan, Deniz ve Mitica arasında yer alan Cezayir Saheli Fahların, Cezayir kırlarının temel alanıdır. Cezayir Türklerinin yaşadığı alanlar arasında paylaşılan, yakındaki kent ağızlarının nüfuz ettiği kentleşmiş bir kır; kentsel merkezi çevreleyen "göçebe" ağızların ortasında yer alan dar bir vaha. Düzenlenmiş, ihtiyaçları sağlanmış, drenajı yapılmış (günümüzde, Türkler döneminde yapılmış sulama kanalları bulunmuştur) bu güzel tepeler tamamen yeşilliklerle kaplıdır. Birçok Akdeniz kentinin övünç kaynağı olan bahçeler, Cezayir kenti yakınlarında beyaz evleri ağaçlarla ve fışkıran sularla çevrelerken çok görkemli görünürler -bunlar 1627'de Portekizli bir tutsak olan Joao Carvalho Mascarenhas'ı hayran bırakmışlardır. Bu hayranlık haksız değildir: Korsanlar kenti olan ve Amerikan kentleri gibi genişleyen Cezayir, aynı zamanda bir lüks ve sanat kenti olup, 17. yüzyılın başında İtalya'yı taklit etmektedir. Aynı şekilde büyümüş olan Livorno'yla birlikte Akdeniz'in en zengin ve bu zenginliği lükse dönüştürmeye en yatkın kentidir.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Tarımsal incelemeler bize Orta ve Batı Avrupa'da eski ve yeni tarım topraklarını ayırt etmeyi öğretmiştir; Alman tarihçi ve coğrafyacıların Altland ve Neuland adını verdikleri topraklardan ilki neolitik dönemindeki çiftçiler tarafından tarıma kazandırılanları, ikincisi ise Orta ve Modern çağlarda tarıma açılan toprakları işaret etmektedir. Eski tarım toprakları, yeni tarım toprakları: Denilebilir ki, Akdeniz'de bunlar dağlar ve ovalardır.
Sayfa 92·Kitabı okudu
Dağ Yaşamı, Akdeniz'in İlk Tarihi mi?
İşte dağ tam da budur: Başkalarının kullanımı için bir insan imalathanesi; dağın dağınık ve hovarda hayatı denizin bütün tarihini beslemektedir. Belki de dağ, bu tarihi, başlangıcında imal etmiştir; çünkü dağ yaşamı, uygarlık biçimiyle "tıpkı Yakındoğu ve Orta Asya'nınki gibi çobanlık temellerini pek gizleyemeyen" avcı ve hayvan yetiştiricilerinin ilkel dünyasını akla getiren, trans hümans ve göçebeliğe dayalı ve ötede beride ormanları yakarak açılmış tarlalarda vaktinden önce yapılan tarımdan ibaret olan Akdeniz'in ilk hayat biçimini oluşturmuş gibi görünmektedir. Bu hayat çok erken bir dönemde insanlar tarafından düzene sokulmuş olan yüksek bölgelerdeki hayata bağlıdır.
Sayfa 90·Kitabı okudu
16. yüzyıl sonu ve 17. yüzyıl başındaki bu göçler Ermenistan'da Venedik'ten esintiler taşıyan bir Rönesans'ın varlığını açıklamaktadır. Fakat sınırlarını hem avantaj hem de dezavantaj sağlayacak şekilde bu kadar aşmış olmaları, Ermenilerin 14. yüzyıldan itibaren bir devlet veya yüksek potansiyele sahip bir toplumsal çevre oluşturmaları olasılığını ortadan kaldırmış değil midir? Ermeniler bizatihi kendi başarılarından dolayı kaybetmişlerdir.
Sayfa 89·Kitabı okudu