Arnavutların tarihi tek başına bir araştırmayı hak ederdi. "Kılıca, altın işlemeye ve onurlarına" düşkün olan Arnavutlar, yaşadıkları dağları çoğunlukla asker olarak terk etmektedirler. 16. yüzyılda Kıbrıs, Venedik, Mantova, Roma, Napoli ve Sicilya'ya, kendi projeleriyle şikayetlerini sunmaya, barut fıçıları ve ücretlerini talep etmeye geldikleri Madrid'e varıncaya kadar, her yerde saldırgan, kırıcı, her zaman eline çabuk Arnavutlar bulunmaktadır. Daha sonra İtalya onlara yavaş yavaş kapılarını kapatmıştır. Bu durumda onlar da Hollanda, İngiltere ve Din Savaşları sırasında Fransa'ya peşlerinde karıları, çocukları ve papazları olduğu halde, maceracı askerler olarak gelmişlerdir. Cezayir ve Tunus naiplikleri, sonra da Boğdan ve Eflak Voyvodalıkları onları reddetmişlerdir. Bunun üzerine onlar da Osmanlı padişahının hizmetine koşmuşlardır, zaten başından beri yaptıkları bu işi, 19. yüzyıldan itibaren kitlesel bir biçimde yapmaya başlamışlardır. "Kılıç neredeyse sadakat da oradadır";bunlar kendilerini besleyenden yanadırlar.