Bilal kamiloğlu

Bilal kamiloğlu
Çok güzel bir değerlendirme.
Forum'a hâkim olan zihniyet ve dergide sergilenen fikirler için iki farklı açıdan değerlendirme yapmak mümkündür. Günümüz perspektifinden bakıldığında Forum'da egemen olan liberal anlayışın, liberalizmin genel bütünselliği içinde sorunlar barındırdığı söylenebilir. Öncelikle Forum yazarlarının tümü merkezî planlamaya dayanan ve devlet kontrolündeki bir ekonomik düzeni savunurlar. Neredeyse hepsi Anglosakson ekolünden gelen bu akademisyen yazarlar üzerinde Batı ülkelerinin savaş sonrası yaşanan ekonomik güçlükleri aşmak için tezlerine dört elle sarıldıkları Keynes'in fikirlerinin bir hayli etkili olduğu görülmektedir. Nitekim bu amaçla Atatürk döneminde "hızlı kalkınma" amacının aracı olarak yararlanılması düşünülen devletçilik ilkesi, Forumcular tarafından da vazgeçilmez görülür, Forum sütunlarında özel sektörü asla dışlamayan, ancak devletin hâkim ve belirleyici durumda olduğu bir ekonomik düzen idealize edilir ve devletin bu yapılanma içerisinde oynayacağı rolün sınırları çizilmeye çalışılır. Batılı örneklerine benzer şekilde bir planlama mekanizması aracılığıyla ekonomik sektörü yönetip yönlendirecek devletin oynayacağı bu rolün hiç de küçük olmadığı gerçektir. Ancak Forum yazarları bu anlayışın totaliter merkezî planlamadan farklı olacağının altını çizerler ve kimi zaman olumlu açıdan örnek vermek amacıyla kullansalar da Sovyetler Birliği'nin uyguladığı türden özel mülkiyeti dışlayan sosyalist tutuma karşı çıkarlar. Bunun yanında yazarlar, demokrasi ve özgürlük düşüncesine tam bir bağlılık sergilerken konu inkılâplara gelince yorumlar farklı bir mecraya girer. Forumcular, geri kalmış toplumun çağdaşlaşması ve "çağdaş uygarlık düzeyi"ne ulaşması için kaçınılmaz olarak gördükleri inkılâplardan taviz vermeme konusunda bir hayli duyarlıdır. Bu bağlamda Kemalist
Sayfa 539·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Forumcular açısından Atatürk inkılâpları çağın gerisinde kalmış bir toplumun evrensel değer ve standartları yakalaması için atılmış adımlardır. Bu yönüyle Kemalizm çağdaşlaştırmacı bir ideolojidir ve demokrasiyi önceler. Demokrasinin kurulabilmesi Tek Parti döneminde girişilen ve toplumsal zihniyet dönüşümünü hedefleyen inkılâplarla mümkün olmuştur. Bu noktada ilginç olan Forum'un Tek Parti dönemini "diktatörlük" olarak nitelemekten kaçınmamasıdır. Ancak bu, her açıdan geri kalmış bir ülkeyi "karanlıktan kurtaran" ve çağa taşıyan bir diktatörlüktür. Bir anlamda başka diktatörlerin ortaya çıkmaması ve demokratik zihniyetin temellerinin atılması için çalışan, bu yönüyle ilerlemeci bir diktatörlüktür söz konusu olan.
Sayfa 534·Kitabı okudu
Çok şey söylenir de...
1954 seçimlerinde iktidarın oyları artar, çoğunluk sistemi nedeniyle CHP'nin milletvekili sayısı iyice azalırken, yeni bir "Tek Parti" iktidarına dönüşen DP'de zafer sarhoşluğu ve kirlenme belirtileri baş gösteriyordu. Ekonomik alanda liberal görüşleri benimseyen DP iktidarı, siyasal ve toplumsal konularda bu görüşlerin gerektirdiği Özgürlükçü yaklaşımlardan uzak duruyordu. DP iktidarının ilk döneminde Basın Kanunu değiştirilmiş, öncekine oranla bu alanda özgürlükleri oldukça genişleten yeni bir yasa yapılmıştı. Ancak Ceza Kanunu'nda düşünce Özgürlüğünü kısıtlayan hükümler aynen duruyor; bu nedenle hükümeti eleştiren gazeteciler ardarda hapishanelerin yolunu tutuyordu. Bunlardan, doksanlı yaşlara gelmiş bulunan Hüseyin Cahit Yalçın'nın 26 ay hapse mahkûm olması ve cezaevine girişi DP'lilerin muhalefette ve İlk iktidar yıllarında sergiledikleri özgürlükçü söylemi tümüyle gölgeleyen örnek bir olaya dönüştü.
Sayfa 522·Kitabı okudu
DP hükümetleri, sahip oldukları kitlesel desteği (muhaliflere karşı) mobilize etmek veya ordu içinde alternatif örgütlenmeler yaratma yoluna gitmemekle birlikte, hukuk devleti ilkeleriyle bağdaştırılması kolay olmayan çeşitti tasarruflarda bulunmaktan kaçınmamışlardır. CHP’nin mallarına el konulması teşebbüsü, iktidara yakın gazetelerin teşvik edilerek diğerlerinin çeşitli usullerle cezalandırılması, baskıcı basın yasalarının korunması, hükümetin görüşlerini eleştiren akademisyenlerin bakanlık emrine alınmaları, yargıçlar ve diğer yüksek memurların görev yerlerinin değiştirilmesi veya emekli edilebilmelerini mümkün kılan düzenlemeler verilebilecek başlıca örneklerdir.
Sayfa 500·Kitabı okudu
1950'lerin ikinci yarısında da, genel olarak yaygınlaşırken özellikle bürokraside, basında ve üniversitelerde zemin bulan muhalefeti, "kum kalabalık" olarak gördüğü halkın reyine değer vermemekle, "münevver istibdadı" eğiliminde olmakla suçlayacaktır (Menderes, 1992:VI-153>, Menderes'in, savunmacı -hatta kimilerince özürcü- bir tutum gösterdiği Yassıada duruşmalarındaki son konuşmasında dahi, vesayetçi-elitist bîr demokrasi anlayışıyla polemikle meşrulaştırmak istemiştir kendini: "... bir memleketin Garplı manasında demokratik bir idareye kavuşabilmesi uzun ve çetin yollardan ve safhalardan geçmek ve şartların olgunlaşmasına bağlıdır. Zira bunun olgunlaşması için memlekette ortam ve iklimin birçok bakımlardan müsait hale gelmesi yani siyasî, sosyal, ekonomik ve kültürel şartların olgunlaşması ve hususiyle tatbikattan edinilen kötü tecrübelerin ananeler halinde olgunlaşması ve vicdanlarda yer etmesi zaruridir. Nitekim, Garbın ileri demokrasileri bütün bu yönlerden çok müsait şartlar altında ve ancak asırlar içinde bugünkü kemâle ermiş bulunuyor: Fakat derhal arzedeyim ki bu şartların kemâle ermemiş bulunması ve bilhassa bir memleketin tarihînden gelen türlü tesirlerin gayrı müsait oluşu o memleket İçin hiçbir suretle bir nakısa olarak görülemez"(akt. Asal, 2003: 254).
Sayfa 487·Kitabı okudu