Bilal kamiloğlu

Bilal kamiloğlu
İşçi sınıfı 1917 Rusya'sı kadar bile gelişmemiş olan Türkiye'de ise, Kemalizm köylüyü "milletin efendisi" ilan edecektir. Kuşkusuz bu ilan, yapısal olarak herhangi bir sınıfsal bütünlük ve örgütlenmeye sahip olmayan köylülük, herhangi bir hâkimiyet ya da yönetim yeteneğinden de yoksun olacağı için, onu temsilen Kemalistlerin "milletin efendisi" olacağından başka bir anlama gelmez.
Sayfa 653·Kitabı okudu
Düşünce
Reklam
Kemalizmin Türkiye'de yaklaşık iki yüzyıl gecikmiş bir Aydınlanma geleneğini devlet eliyle uygulamaya kalkışması, başarılı olma imkânları açısından tartışmalı, ancak ideolojik olarak kendi içinde tutarlı bir pratiktir.
Sayfa 653·Kitabı okudu
Düşünce
Cumhuriyet'in ilk yıllarından beri Kemalizme karşı açık ya da örtülü bir muhalefet yürüttüğü varsayılan gelenekçi, liberal düşünceler ve Kemalizmden görece bir bağımsızlık kazanabilen ırkçı/milliyetçi ideoloji için de kısmen ve zaman zaman geçerlidir. Mesela, bu sayılan üç yapıyı da şu ya da bu şekilde bünyesinde taşıyan Demokrat Parti, Celâl Bayar'ın kimliğinde Kemalist bir sporu da içinde barındırıyordu. Demokrat Parti bu anlamda, Kemalizmin altı okunun en az beşine esasta sadık kaldı: Ne milliyetçilikten, ne popülizmden, ne devletin iktisadi hayatı sevk ve idare etmesi anlamında bir devletçilikten, ne devletin dini temellük ve manipüle etmesi anlamındaki bir laisizmden, ne de jakoben anlamda bir cumhuriyetçilikten vazgeçti. Altıncı ok olan "devrimcilik" ise zaten bir türlü tam olarak anlamlandırılamadığı için, bu tartışmaya dahil edilemez.
Sayfa 647·Kitabı okudu
Düşünce
Uzun yıllar baskı altında tutulmuş Türkiye işçisi, önemli zaaflarla malûldü. İşçi sınıfının en önemli zaafı, bilinç ve örgütlenme düzeyi bakımından hayli geri oluşuydu, Türkiye'de işçi sınıfı hareketi, başlangıç aşamasında olmasının yanı sıra sendikacılık bakımından da olumsuz alışkanlıklara sahipti, Bu eksiklikler, işçi sınıfının Türkiye'de öncü bir konum elde etmesini imkânsız kılıyordu (Avcıoglu, 1962d). Köylülüğün zaafları ise, geleneksel olarak muhafazakâr oluşundan, dağınıklığından ve ağa, tefeci hâkimiyeti altında bulunuşundan geliyordu (Avcıoglu, 1962d),
Sayfa 643·Kitabı okudu
Düşünce
Yöncülere göre Türkiye’nin sınıfsal hâkimiyeti, “komprador-ağa ittifakı’nın elindeydi. Bu sınıfların çıkarı ile emperyalistlerin çıkarları özdeşti; o nedenle millî çıkara karşı yabancı çıkarı savunuyorlar ve uluslararası kapitalizmin hizmetkârlığını yapıyorlardı, Türkiye’nin hâkim sınıflarının bu niteliği, onu hal etmek için ikili bir mücadele verilmesi gerekliliğini doğruyor ve mücadelenin iki veçhesini birbirine kaynaştırıyordu. Bu kaynaşık mücadelenin de ister istemez sosyalizme yol açacağı varsayılıyordu.
Sayfa 642·Kitabı okudu
Düşünce
Reklam