İktisadi alanda idari devletin (bürokrasi ve hükümetin) sınırlandırılarak İktisadî devletin güçlendirilmesini, Batı'da demokrasinin devlete karşı mücadele sonucu ortaya çıktığını ve 'özgürlüğün devletle çatıştığını' savunan görüşleri ile liberal bir yaklaşım benimseyen Başar, bizde özgürlük mücadelesi verecek toplumsal sınıflar henüz oluşmadığı için "...hürriyet ve demokrasinin ancak Devlet eliyle ve yardımıyle doğup büyüyebilecek bir şey olduğunu bilmek ve kabul etmek, davalarımızın yandan çoğunu halletmek demektir" sonucuna varmaktadır.
Batı toplumları ile Türk toplumunu gelişim evreleri açısından karşılaştıran Başar, kilise, kral baskısı, Hint-Şark yollarının kapanması île yaşanan imkânsızlıklardan kurtulma arzusunun keşifleri, göçleri ve yaratıcı düşünceyi doğurduğunu, bu evreleri yaşamayan bizim gibi toplumların ise tembelleştiğini ileri şürmüştür. Batı toplumlarında gelişen yaratıcı ve özgür düsüncenin Türk toplumunda yerleşmesi için 'inkilâpcı* bir dönem zorunludur. Înkılâpçılık yeni doğan düşüncelerin korunup güçlendirilmesi, kitleye yaygınlaştırılması metotlarından ibarettir. Sosval düşünceler hür düşünce ile olgunlaştırılmalı, hür düşünceyi engelleyen akımlar ise inkılâp yolu ile tasfiye edilmelidir. Başar, İnkılâp döneminin zor bir dönem olduğunu, kolayca diktatörlüğe dönüsebileceğini kabul etmekte, ancak bizim gibi 'tarihî olgunluk dönemini yaşamamış uluslar için başka yol olmadığını ileri sürmektedir. 1940'lar Türkive'sinde Başar, uzun vadede hürriyet rejimini savunmakta ancak "Türkive`de serbest bırakıldığı takdirde hür fikir ve rejim oluşamayacağından" hürrivet rejiminin kurulmas: için inkılâpç: bir dönemi zorunlư görmektedir: "... Türkive'de inkılapçının görevi olgunlaşmaya yardım etmek, milleti kendi kendine yönetimi başarır hale getirmek ve