Meşrutiyet hükümetlerinde üç yıl sekiz ay maliye nazırlığı yapan Cavit Bey bütün yazılarında güçlü bir mâliyenin güçlü bir ekonomiye dayandığını vurgulamaktadır. Ticari işlemlerin kolaylaşması ve ticaret hacminin artması için gereken hassasiyet gösterilir ve başta ulaşım olmak üzere alt yapı unsurları tamamlanırsa İkti sadî güç kendiliğinden gelecektir. Gelişmiş bir İktisadî yapıya sahip ülkenin vergi mükellefleri de güçlü olacağı için vergiler hem zamanında hem de artan miktarlarda toplanabilecektir (Mehmet Cavit, 1327). Ulaşım konusu, çözülmesi gereken başlıca sorunlardan biridir.
Osmanlı Devleti'nin bir tarım ülkesi olduğu çeşitli yazarlar tarafından çeşitli dergilerde dile getirilir. Hemen herkes tarım konusunda üretim teknikleri, ulaşımdan kaynaklanan pazarlama sorunları ve vergileme konusundaki problemlerin giderilmesi için daha pek çok mesafe alınması gerektiğinin farkındadır. Hatta bazen daha da ileri gidilerek, bu sebeplerle Osmanlı Devleti'nin tarım ülkesi bile sayılamayacağını ifade edenler bulunmaktadır.
Dünya ülkelerinin ticaret tarihine ve mevcut durumlarına yönelik yazılar mecmuada önemli bir yer tutmaktadır. Bu konuda Cavit Bey ve Ahmet Muhtar'ın hacimli yazıları bulunmaktadır. Hatta yayın tarihi itibariyle bu konuya ilk değinen Ahmet Muhtar olmuştur. "Ticaret i Bahriye: Gemi ve Vapurlar" ile "Ticaret-i Bahriye ve Limanlar" adlı makalelerinin ilkinde Ahmet Muhtar (1324), bir ülkenin dış ticaretinin yol açtığı nakliye masrafı dikkate alınırsa deniz taşımacılığında sahip olduğu gemi ve vapurların öneminin anlaşılacağını belirterek; Mısır, Fenike, Roma ve Araplarda deniz taşımacılığına değinir. Buharın taşımacılıkta başlıca enerji kaynağı olarak kullanılmasıyla bu alanda Venedik'in önemini kaybettiğini; Ümit Burnu'nun keşfinden sonra aynı akıbete uğrayan Akdeniz'in, 1869’da Süveyş Kanalı'nın açılmasıyla tekrar önem kazandığını, kanalın açılması sırasında İngiltere'nin çıkardığı güçlükleri; açıldıktan sonra da bu yolu ele geçirmeye yönelik gayretlerini anlatır. İngiltere önce kanal hisselerini satın alarak, sonra da Mısır'ı işgal ederek bu amacına ulaşmıştır. Görüldüğü gibi makalede olaylar yalnız iktisadi değil, siyasî boyutuyla da ele alınmaktadır. 16-19. asırda hangi devletlerin, hangi sebeplerle denizcilikte ilerleyerek dünya ticaretine hâkim oldukları; gemi teknolojisindeki gelişmeler ve bunun taşıma kapasitesi ile ulaşım maliyet ve süresine olumlu yansımaları ve nihayet 20. asırda çeşitli ükelerin dünya ticaretinden aldıkları paya göre sıralaması yazının içeriğini oluşturur. Ahmet Muhtar ancak büyük sermaye ve organizasyonlarla yapılabilir hale gelen deniz ticaretinde Osmanlı Devleti'nin bütün ülkelerin gerisinde yer almasını, ülke yönetiminden kaynaklanan sebeplerin yanı sıra teşebbüs fikrinin olmamasına bağlamaktadır. Böylece çoğu makalede olduğu gibi mesele
İlerleme düşüncesiyle dolu olan lidere toplumunu ilerletmek için her türlü aracı kullanmak için sınırsız yetki verilmektedir. Çünkü lider, ilerleme gibi çok önemli bir misyonu yerine getirmektedir. Toplumun ilerlemesi için uygulanan her türlü baskının meşruluğu için aranan şart, toplumun ıslahının temel amaç olması ve bu amaca ulaşılmasıdır.