Hüseyin Nihal Atsız öğretmen olarak atandığında gençliği fikir ve dava yolunda geçmiştir, bu yüzden hiçbir kadınla duygusal bağ kurmaya vakit ayıramamıştır. Atandığı okulda ise meslektaşı bir kadın dikkatini çeker, yeşil gözleri vardır. Atsız o zamana kadar hiçbir kadına ilgi duymamışken, gün geçtikçe bu kadına kendini kaptırır ve en sonunda kendiyle uzun mücadeleler sonucunda açılmaya karar verir. Bir şiir yazar ve sevdiği hanımın dolabına koyar. Sevdiği hanım ise zarfı bulduğunda Nihal Atsız’dan olduğunu anlayarak, zarfı açmadan, mektupta ne olduğunu merak etmeden, olduğu gibi Nihal Atsız’a geri verir.
Atsız sonraları çıkardığı şiir kitabında, bu şiire “Geri Gelen Mektup” ismini koyarak yayınlar. O yeşil gözlü hanım ise Atsız ile mezara bir sır olarak gider.
Şiir ise şöyledir;
GERİ GELEN MEKTUP
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.
Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
Herşey silinip kayboluyorken nazarımdan,
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...