Düştüm diz üstü yerlere
Kapandı tüm kapılar
Tuz döktüler sözlere
Dilimde tek bir söz, “ Kefa Billah ! ”
Ne yaptıysam olmadı
Sözüm boş , kıymetsiz adım...
Kaç yıldır yürüdüm adım adım,
Dilimde tek bir söz, “ Kefa Billah!”
......
Hikâye severim diyenler burda mı ?
Peki Kadın'a dair yazılan kitaplar önceliğimdir diyenler burda mı ?
Harika!
Sizlere daha önce kalemi ile tanıştığım sevgili Serpil Ünal'ın Odalar Dolusu Kadın kitabını getirdim .
Evet tahmin ettiğiniz gibi içerisinde kadın hikâyelerinin bulunduğu şahane bir kitap Odalar Dolusu Kadın.
"Her odada bir hikâye, her hikâyede bir kadın .."
Seni , beni , bizi anlatan hikâyeler ...
On bir kadının bir anını kendi ağızlarından anlatan durum hikâyeleri ...
Geçmişin gölgesinde ve geleceğin kaygısı arasında sıkışıp kalanların monologları...
Taviz vermekten yorulanların , ne kadar severse sevsin yok sayılanların ,yalnızlığa mahkum edilenlerin , arzularını derinlere gömmek zorunda bırakılanların , kendinden vazgeçenlerin hikâyeleri.
"Yokluğun hangi hâlini bilirsiniz ? Ben bu hâlini yeni yeni öğreniyorum ama canım çok acıyor .
Öncesinde babasızlığı öğrendim , annesizliği de . İnsanların , kardeşlerimin arasında kimsesizliği de ...Sonra yalnızlığı. Kaybetmeyi de ...
Şimdilerde ekmeksizliği öğreniyorum . "
"Evet, hayatımın son döneminde bolca hayal kırıklıkları var ama umutsuz olmayacağım .
Çünkü bir o kadar da kendime inancım var . Zaman durmadı ki !
Onu neresinden yakalasam benim için akmaya devam edecek.
Kendimi sevmekten hiç vazgeçmedim ben , sadece başkalarını kendimden daha çok sevdim . "
Evet ne diyorduk devamı ve çok daha fazlası kitapta :-)
Odalar Dolusu Kadın , kesinlikle şans verilmesi gereken bir kitap . Tavsiyemdir .
Her Ay Okuyanlar Kulübü
"Yine Kadın ve Daima Kadın"
Kadın üzerine olan pek çok Atasözü ve Deyimi mercek altına alarak , kadına dayatılan cinsiyet kavramını ele alıyor sevgili yazarımız kitabında .
İtiraf ediyorum kadını bu kadar aşağılayan , yeren atasözü ve deyim olduğunu bilmiyordum .
"Toplumsal cinsiyette kadına biçilen rollerin en başında annelik gelir . Daha önce de değindiğimiz gibi zaten bir kız çocuğu doğduğu andan itibaren anne olmak üzerine eğitilir . Her kız çocuğu da bu öğretileri daha çocukken zevkle kabullenip , hem oyunlarını hem hayallerini anne olmak üzerine kurar."
Daha anne karnındayken başlayan bu öğretilmiş cinsiyetçilik bebeklik , çocukluk , genç kızlık ve kadınlık dönemlerinde de devam ediyor . Ta ki kadın erkek evlat dünyaya getirene kadar . Erkek evlat annesi olan kadının hem evde , hem toplumda yeri birden bire değişiveriyor .
Her fırsatta kadını hor gören erkeğin annesinin ne kadar kıymetli olduğunu hepimiz biliyoruz sanırım . Ve bu durum sadece Türk toplumu için geçerli bir durum değil . Pek çok toplumda bunun örneklerini görmek mümkün .
"Erkeğin annesi oldukça kutsaldır. Gelişmemiş kırsal kesimlerden büyükşehirlere kadar her kesimde erkek çocuk , annesinin ayrıcalığını bilir ve annesinin _ kadın _ kategorisinden ayrı tutar . Bu sadece bizde değil tüm dünyada böyledir . Dolayısıyla kadına anne rolünde ayrı bakılırken, kadın rolünde farklı bakılır . " Kadın şeytandır" diyen erkeğin , " Benim annem bir melek" demesi de oldukça ilginçtir. Kadına anne rolünde bakıldığında , atasözleri de genelde yapıcı ,yüceltici sözlerdir."
Kadının işçi , köle , erkeği mutlu etmesi gereken dişi , kuluçka makinesi gibi doğuran bir varlık olarak görülmesi sanki son zamanlarda biraz değişime uğradı gibi geliyor bana. Günümüz gençleri kadın olarak kendi değerlerinin farkına