Islam dünyasının ahir zamanda ortaya çıkmasını bekledi-ği kişinin (ya da kişilerin) başlıca görevi, imanın pekiştiril-mesidir. Bu yeniden canlanışı şekillendirecek olan manevi mesaj, yüzyıllardır oluşum halindedir. Nitekim, Halife Ali, Sirhindi (Imam Rabbani) ve Halid(-i Bağdadi), hep bu olu-şuma katkıda bulunmuş kişilerdir (Bu sıralamada özel ola-rak Şiilik vurgusu taşıyan bir yön bulunmamaktadır; Said Nursi'ye göre Şiiler, yanılgı içinde olmakla birlikte Islami-yet'in sinesine yeniden kazanılabilirlerdi). Bediüzzaman'ın kendisi de, bu zincirin bir başka halkası idi. Allah'ın seçtiği kişi ya da kişilerin ikinci görevi, şeriatı bir bütün olarak or-taya çıkarmaktır. Bu görev büyük ölçüde maddi güç ve ikti-dar gerektiriyordu ki, Nurcu hareket bunlara sahip olduğu-nu iddia edemezdi. Çünkü Nurcu hareket henüz programı-nın ilk aşaması üzerinde çalışmaya başlamıştı. Said Nursi yapıtı olan Risale-i Nur sayesinde Şiilerin, güçlerini Sünni-lerle birleştireceğine inanıyordu. Bediüzzaman, daha sonra-ki ikinci ve üçüncü adımları, belirsiz bir geleceğe bırakıyor-du. Said Nursi, takipçilerine, bütün bunların hayata geçiril-mesi için artık zamanın olgunlaştığı gibi yanlış bir sonuca varmamaları uyarısında bulunuyordu.