“…onların arasında da ne müşfik aile babaları ne vefalı arkadaşlar ne hassas yürekli tabiat aşıkları vardır. Ama karşımızda düşman olarak vazife aldıkları andan itibaren onlar, iradelerinin dışında bir kuvvetin oyuncağıdırlar. Cemiyet içinde aldıkları mevki ve vazifenin onlara verdiği şahsiyet, tabiatın şekil verdiği asıl benliklerini o kadar gölgelemiş, seneler geçtikçe o kadar gerilere itmiş, boğmuştur ki kendileri bile bu asil benliklerini aramaya kalksalar, herhalde içlerinde karanlık bir boşluk, bir kargaşalıktan başka bir şey bulamayacaklardır.”
Yuva nedir sizce?Güven duygusu?Aidiyet?Sığınak?Belki uçsuz bucaksız okyanusta yüzmekten bitap düştüğünüzde nefeslenecek bir ada.Kızgın güneşin altında esintili bir ağaç gölgesi.İliklerinize işleyen soğukta içine sokuluvereceğiniz sıcacık bir yatak belki.Belki gözyaşlarınız sel olmuşken başınızı dayadığınız omuz.Ya da kahkahanıza eşlik edecek içten kahkahalar,başarınıza tutulacak coşkulu alkış.Sadece mekan değildir yuva. Bir histir…
Stres;güçlü duygusal uyarıcılara verilen karmaşık bir dizi fiziksel ve biyokimyasal yanıttır. Fizyolojik açıdan; duygular, insanın sinir sistemindeki elektriksel, kimyasal ve hormonal yükleri boşaltır.Duygular;ana organlarımızın işlevini, bağışıklık savunmalarımızın bütünlüğünü ve vücudun fiziksel durumunun yönetilmesine yardımcı olan dolaşımdaki birçok biyolojik maddenin çalışmasını etkiler-ve aynı zamanda bunlardan etkilenir.