Çincede "kriz" kelimesi biri tehlike, diğeri fırsat anlamına gelen iki ideogramla temsil edilir. Yunancada ise "kriz" kelimesinin etimolojisi, bir seçim yapma gereğini ifade eder. Her kriz (kişisel ya da kolektif) bizi seçimler yapmaya ve önümüze çıkan yeni fırsatları yakalamaya yöneltmelidir. Derinlik psikolojisinin büyük öncülerinden biri olan İsviçreli psikolog Carl Gustav Jung'un dediği gibi: "Krizler, sarsıntılar, hastalıklar tesadüfen ortaya çıkmaz. Bir gidişatı düzeltmemiz, yeni yönelimler keşfetmemiz, başka bir yaşam yolunu deneyimlememiz için gösterge görevi görürler."
Platon, "Meno" diyaloğunda bir paradokstan söz eder: Eğer aradığımızın ne olduğunu biliyorsak, aramamıza gerek yoktur. Öte yandan, eğer aradığımızın ne olduğunu bilmiyorsak, onu nasıl bulabiliriz? O şey ne ise, ona rastladığımız anda, birdenbire aradığımızın "o" olduğunu mu idrak edeceğiz? İlk bakışta aşk, ruh ikizini bulma, "bir kitap okudum hayatım değişti" gibi mitolojiler bunu varsayıyor. Ya aradığımız şey baştan beri burnumuzun dibinde olduğu halde onu görmüyorsak?