Okuduğum ikinci Sait Faik kitabımdı. Toplumsal gerçekçi hikayecilere alıştığımdan mıdır nedir, kendisinin tarzını yabancıladım biraz. Ama o dönem hikayecilerinden ne kadar da farklı bir hayal dünyası var. Kitabın ismine hayran kalıp almıştım. Bir de kapağına. Ecnebilerin dediği don't judge a book by its cover sözünü bir nebze yaşamış olsam da, pişman değilim. Bu arada, hikayelerindeki üslup ve hayal gücü, kitabın arka kapağındaki Ara Güler'in çektiği meşhur resmiyle adeta özetlenmiş gibi. Ruhu şâd olsun.
Leziz bir kitap. Klasik geleneksel - modern anlayış çatışması süper işlenmiş. Özellikle olayı taa Osmanlı'nın son zamanlarından alması ayrı güzel. O dönemde, Hayri İrdal'ın babasının arkadaş çevresinde yaşananlar çok daha ilgimi çekti. Deli Lütfullah Efendi, Aristidi Efendi filan. Bununla beraber Halid Ayarcı'ya tıpkı Hayri İrdal gibi ben de hem kıl oldum hem de sevdim. Aralarındaki tartışmalardaki felsefi derinlik adama ters takla attırıyor. Bir de, bayağı kahkaha attığım çok yer oldu Hayri İrdal'ın etrafında olan bitenleri tasvir ettiği sahnelerde. Sanki bu kitabın bir de ikincisi olmalıymış gibi geldi bana. Belki de merhum, bu kitabı yazdıktan sonra vefat etmeseydi o da düşünürdü bunu.
Kitaba adını veren öykü, yani Sabahattin Ali'nin ifadesiyle "masal", George Orwell'in 1984'ünün 3-5 sayfaya sığdırılmış hali gibi geldi bana. Geri kalan öykülerin hepsi de memleketimden insan manzaraları. Daha doğrusu çoğunluğu itibariyle insafsızlık manzaraları. Aradan geçen yaklaşık 100 yılda neredeyse hiçbir şey değişmemiş. Aynı sosyal uçurumlar, aynı baskılar, aynı insafsızlıklar. Sabahattin Ali, kendisine dönemin idarecilerinin reva gördüğü kimi baskıları da öykü formatında güzel işlemiş. Kendisinin neden daha gencecik yaşında "öldürüldüğünü" bazı hikayelerindeki fikirlerinden görmek mümkün. Hele "Kurtla Kuzu" hikayesindeki kahramanının yaşadığını kendisi hakikaten de yaşamışsa, katillerinin (evet katili değil katilleri) kimler olduğunu tahmin etmek hiç de zor değil.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201969,7bin okunma
Ne kitaptı be! Hayatımda bu ebatta bir roman okumamıştım. Ben bu kitabı salt bir roman olarak görmüyorum ama. Aslında çok derin felsefi konulara girilmiş. Bu kadar uzun olmasının sebebi de bu zaten. Başlı başına bir fikir kitabı gibi. Hatta bir ara sosyalizme bile değdirmiş reyiz. Sonu beklediğim gibi olmadı ama.
Öte yandan, özellikle kadın karakterler bir enteresan. Katya mesela. Gruşenka'yı bile çözdüm ama bu kadını çözemedim. Neyse. Son tahlilde şunu söyleyebilirim ki, okumazsanız çok şey kaybetmezsiniz. Zira ben bu boyutta meşhur eserlerlerin beni sarsmasını bekliyorum ama benden kaynaklı sanırım, hepsinde o etkiyi bulamıyorum. Mesela, Orwell'in 1984'ü gibi. Ancak, Dostoyevski gibi bir devin zihninden çıkmış olması bile okumak için başlı başına yeter bir sebep.
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma
İsmi yanlış, bence "Hovardalık Hikayeleri" olmalıydı! Zira hikayelerin çoğu bir hovardanın veya ayyaş takımının başından geçen şeyler. Tamam ülkenin o dönemki halinin süper bir resmi çizilmiş ama neden bunlar ille de hep aynı "zihniyet"teki insanlar; işin o kısmını anlayamadım.
Ama yazarın üslubuna ve hayal gücüne diyecek yok. Harika. Türkçe'nin bu hali çok güzel. Sırf bu yüzden Osmanlı'nın son dönemi ve Cumhuriyet'in ilk devirlerinde yazılmış eserlere ayrı hayranlık duyuyorum.