Hoştu akşamlar; akşamlarda insanları kendine çeken, dertleri, yorgunlukları, kasvetleri unutturan bir kuvvet, tatlı bir boşluk vardı; akşamlar gecenin gözleri gibiydi; her yeri görüyor, her yere uzanıyor, her yere dalıyorlardı.
Yabancı
Hangi cennetten geldim bu cehenneme
Ki her yokluk bendedir, her acı benim
Baltalar kıyasıya inmiş gövdeme Bak! Şu devrilen hayat ağacı benim
Bir gün beni de unut her yalan gibi
Adımı sokaklara tükür kan gibi
Oysaki yaşadıkça bir çıban gibi
Içinde sızlayacak o sancı benim
Terk edilmiş eski bir şehircesine
Sensiz yaşıyor o can verircesine
Tutuşmuş özleminle erircesine
Bir zaman sevdiğin bu yabancı benim
Dünya Hali
Sözüm var söyleyecek, yaşamalıyım
Ölmeliyim, derdim var büyük
Bıraktılar bu sersem dünyaya beni
Gelir misin diye soran olmadı
Kederin bin çeşidini gördüm
Aldanışların her türlüsünü
Sardılar cümle derdi başıma
Alır mısın diye soran olmadı
Yalanmış güzellikler aldanmışım
Eski dostlar, eski sevgiler yok Yitirdiler inandığım ne varsa Bulur musun diye soran olmadı
Nereye baksam karanlık, kirli Usandım kahrından bu dünyanın Bir konuğum üzerinde çaresiz Kalır mısın diye soran olmadı
Su alıyor, batacak bir gün bu gemi
O güne kadar çekmeliyim çilemi Kim bilir kimler kaldıracak cenazemi
Ölür müsün diye soran olmayacak
-Ne var, ne oldu ?
-Ne olacak, hayat hiç yakamı bırakmıyor.
-iyi ya, daha ne istersin ?
-İyi mi ? Evet. Hep yüzümü okşasa iyi. Nasıl yaramaz çocuklar okulda kendi halinde bir insanı rahat bırakmazsa, nasıl onu habersizken çimdikler, yüzüne gözüne kum atarlarsa hayat da beni öyle üzüyor. Bittim artık.