Kitabı bir solukta okudum desem yeridir. Gülseren Budayıcıoğlunun roman tadında anlatımı , kurgu mu, gerçek mi diye düşündürürken; aslında günlük hayatta hepimizin yaşadığı kimi sıkıntılar ve açığa çıkmayan kalbimize batmış kıymıklara değinirken belki etrafımızda onlarca insanın her gün yaşadığı derin , bir o kadar acı ve dehşetli gerçeklere gömüyor düşüncelerimizi. İnsanların görünen tarafından çok görünmeyen içlerindeki buzdağlarına dikkatimizi çekiyor.
Bazı bölümlerinde soluğumun kesildiği, kalp ritmimin değiştiğini hissettiğim bu romanı insanın özüne bakmak isteyen herkese tavsiye ederim...
Kitaba yeni başladım. Hikaye ilginç sarıyor. Ancak şimdilik beni rahatsız eden tek konu teknik açıdandüz paragraf, direk 1. Şahıs konuşmaları hiç bir şekilde konuşma çizgisi vs olmadan dümdüz yazılmış. Nobel Edebiyat ödüllü bir yazardan beklenildiği şekilde hikaye ve kurguyu çok beğendim. Henüz ilk 100 sayfayı bitirmek üzereyim, hikaye nasıl evrilecek, bakıp göreceğiz.
Kitabı bir aydır resmen okumaya çalışıyorum. 70 sayfa okudum ara ara ancak gitmiyor, sarmıyor... Israrla okumaya çalışıyorum. AVATAR filminemi özenilmiş bilemedim.