Kitabı Osmancık kitabının güzel anlatımının etkisiyle aldım.Bu kitap da güzel başladı hele Salih karakteri o kadar güzel anlatıldı ki hep devam etmesini isterdim. Sonra Doktor karakteri sonra İstanbullu hoca karakteri geldi.Onlarla daha çok vakit geçirmek isterdim açıkçası çünkü yaşadıklarını merak etmiştim.Genel bir anlatım olmuş yine de güzeldi. Kitap sonunda gözler doldu tabi
Salih'in başı masaya düştü. Ağlıyordu, hem de sarsıla sarsıla, fakat niçin ağladığını kat'iyen bilemeden ağlıyordu. Uzun uzun ağladı.
Hayır, sebebi kat'iyen söyleyemezdi ve ne kimsesiz evde artık konuşamadan, uyuyamadan, sedirin Çobankaya'ya bakan köşesinde mıhlanmış anasını, ne çölde kolunu, ne önünde uçurum gibi açılan açlık ihtimalini, ne de Ali Emmi'yi veya Çerkez Reşid'i düşünüyor, hele "Kıçı kırık İtalyan askerlerini" ve Me mâlik-i Osmaniye'yi hiç düşünmüyordu. Sadece ağlıyordu işte. Sessiz sessiz, fakat sarsıla sarsıla ve hattâ simsiyah gözleri, buğday renkli teni, o lepiska saçları aklına bile getirmeden ağlıyordu.