Gözyaşları akmaya başlıyor, şimdi sıra onlarda, tek teselli olan gözyaşlarında. En azından ağlayabiliyor, korkunun yolu açılmış, korku testisi dolup taşmış. Gözyaşları yanaklarından, yanaklarımdan, süzülüyor, yüzümdeki unla karışıyor -su, tuz ve un- ve hüznün ilk ekmeğini yoğuruyor. Asla bitmeyen o ekmeği. Tüm diğer yıllar boyunca bizi doyuracak olan hüznün ekmeği. Dudakların üzerindeki tuzlu tadı. Dedem yutkunuyor. Ben de yutkunuyorum. Üç
yaşındayız.