B•

B•
@Brabusra
Didem Madak'lar ölmesin
Bazen ah diyorum durmadan, Şimdi ben ahlatın başında, Otuz iki yaşımda. Ahlat ağacı gibi. Rengarenk çaputlar bağladım yıllarca dallarıma, Mavi,mor,kırmızı,yeşil, İstedim hep istedim, Sen iste dedim,iste yeter ki Vereyim. Her istediğimi verdim. Arttım,fazlalaştım Eksikli yaşamaktan. Ahlar ağacıyım gibisi fazla. Başka bir şey istemem Artık beyazlaşan üç beş tel saçıma Hesabımı tam vermekten başka. Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.
Sayfa 21 - Metis yayınları·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Onlar aşkı birkaç açıdan ele alıyorlar. Mecazi, ilahi, mistik, ve tensel. Hilleli şair (Fuzuli)in önemsediği aşk ise platonik bir vadide akıyor. Doğu'da gönül diye de bir şey var ayrıca.Kelime anlamı bizim yürek veye kalp dediğimiz şey ama ondan çok ayrı bir kavram.Bir nesneden çok bir tavır, somuttan çok soyut bir öğe. Muhammediler dışında gönlün ne olduğunu tam olarak açıklamak mümkün görünmüyor. Onlar da bunu açıklamıyorlar zaten yaşıyorlar. Çünkü aşk gönülde tecelli ediyor, doğuşu da varlığı ve batışı da gönülde. Bizim bildiğimiz sevgi ve tensel ilişkiler Doğulu aşkın yalnızca bir versiyonu hatta en aşağı versiyonu.Ondan ötede daha yedi katman var aşk için. Bu öyle bir aşk ki hasta bu hastalıktan zevk alıyor ve kurtulmak, dermen bulmak istemiyor. Öyle bir acı ki aşk sahibi bunu arzu ediyor ve aşk derdine uğrayan bir kişi iyileşmek istemiyor. Acı çeken, acıdan kurtulmayı dilemiyor. Zor gibi görünen bir şeyi kolay gibi gösteren de, doğuştan olan huyları ve doğal eğilimleri değiştiren de o. "Seven" bir sıfat orada ve "Sevilen" de bir isim. O ismi bilmek sevmek için de uğruna ölmek içinde yeterli. Seven sevilenin uğruna daima hasret, hicran, ayrılık, firkat acıları ile besleniyor. Acı olmadan, uykusuz geceler olmadan huzur bulamıyorlar adeta. Bu yüzden aşıklar Doğu'da, yıldızların çobanı olarak bilinir. Onların göz kapakları bulutlara ders okutur, gözleri denizlere yansır. Sevgili uğruna canlarına öyle verirler ki tekrar can verebilmek için dirilmek isterler. Aşklarında ortaklık istemezler ve rakiplerine karşı acımasızlıkta zirveler alçak kalır. Bu uğurda şehirleri yakmak bir yana, harabeleri tekrar harap edecek kadar acımasız olabilirler. Öyle aşıkları vardır ki ünlü sufilerden Arabi ve Mevlana'nın aşk yorumlarına hiç durmadan yeni yorumlar ilave etmek ve onların bir
Sayfa 192 - kapı yayınevi·Kitabı okudu
Sağlık
Ne oluyor şimdi bizimkilere? Yeniden neye sıvanıyorlar? Hiçliklerini bile savunamaz oldular.Uzat yüzünü tükürsünlür ne olmuş? bir kağıt mendile bakar.Öyle ya bunu somut olarak yaşamamış kimse uzatamaz yüzünü.Kendini o yüzün tükürülemez bir yüz olduğuna inandırır.Sanki bizimki İstiklal Caddesi, Üsküdar İskelesi de, sizinki Vilayet kabul salonu.Bunlarda yüzlerini temiz tutmak için "Bir şey yapmalı bir ses duyurmalı ya da bilmem kimi bilmem ne cezaevinde ziyarete gitmeli"gibi palavralar kuruyorlar önlerine.Kurun,kurun.İyi kurun.Belki kurtulursunuz.Kendinizden...
Sayfa 25·Kitabı okudu
Hoş, cenazelerin başında da " kalan sağlar bizimdir " diye avunurduk hep.Kalan sağlara sevinmek.Her zaman sevinecek bir şey bulmak...Artık sevinecek bir şey bulmak istemiyordum demek.Geleceğe inanmakla Pollyannacılık arasındaki çizgiyi kesinlikle ayırmak...
Sayfa 111·Kitabı okudu