Düşünmeyen, yaptığı/yapacağı herhangi bir şeyi sorgulamayan, bağnaz bir insan dünyanın en tehlikeli insanıdır. Bu kitaptan kısaca bunu anladım.
Nizamül mülk gibi döneminin en saygın ve bilgili devlet adamının, efendisine körü körüne bağlı bir fedai tarafından öldürülmesi eminim ki Selçuklu Devleti'nin sosyal ve idari hayatına çok kötü etkisi olmuştur. Kim bilir belki de devletin yıkılmasında en etkili olaylardan birisidir.
Aradan geçen 1000 yıla yakın süre içerisinde maalesef aynı insan kitlesi hala var. O gün Selçuklu'yu yıkmaya yemin etmiş haşhaşinin fedaileri bugün ise bir meczubun emrine koşulsuz itaat edip insanların üzerine kurşunlar sıkan, onları tankla ezmekten bir an tereddüt etmeyen fedailer. İki grup arasında yaşadıkları dönem haricinde hiç fark yok.
Şükür ki okuyorum ve aklımı kullanıp her şeye olur demiyorum..
Düşünün bakalım televizyon karşısında muhallebi gibi gevşemiş bir müslümanda degil cihat etmek, acaba kalkıp bir farzı ifa edecek kuvvet ve istek kalmış mıdır?
Evet televizyon ve telefonun esiri olmuş bir müslümanin zulum goren bir müslümana yardımı olur mu, onun acisina ortak olabilir mi?
Kendisi icin farz olani dahi yapmayan başkası icin hiç bir şey yapamaz.
Bir ülkenin el birliğiyle dirilişin en canlı örneği; Finlandiya..
Askerinden doktoruna çiftçisinin mühendisine kadar tüm kadronun ülkesi için fedakarca mücadele etmesi ve sonucunda bağımsız, özgür bir ülke.
Ülkemizde edebiyat derslerinde zorunlu olarak okunması gereken bir kitap.
Oduncu Yunus..
Sadece bu bile Yunus Emre'nin yüceliğini anlatıyor.
Yıllarca dergahdaki görevi sadece odun taşımaktan ibaret olan Bizim Yunus'un romanı..
Okuduktan sonra Yunus Emre'yi hiç tanımadığımızı anlıyoruz.
Uzay üzerine sınırlı bilgisi olanların hemence kavrayamayacağı bir kitap. Bazı bölümleri anlamak için iki kez okumak gerekiyor.
İnsan okudukça anlıyorki sonsuz bir evrende hiç konumundayız.