Yaşamıma ve onun gizli rengine baktığımda içimde gözyaşı titreşimi gibi bir şey oluşuyor. Şu gökyüzü gibi. Aynı anda hem yağmurlu hem güneşli, hem öğleüstü hem gece yarısı.
Bayrammış bak yarın çok mutluymuş türküm diyenler, ama senin ayakların üşüyor nasıl da çaresizim.
Ilık ılık konuşayım diye sarılıyorum telefona, müteahhitin kepçesi telefon tellerini koparmış.
Mektup yazsam alevli mürekkepler kullanıp, yazdıklarımı ayaklarına okur musun?