Fakat sevgili bir vücutta bulunmayan bir şeyi kendisinde taşımaya tahammül etmeyerek onu koparıp atabilmek, işte bu sevmektir adaşım, yalnız sevmektir.
Sonsuzluğun görüldüğü yerde secde başlıyor ve orada acılar yeisler sona eriyorlar.Sonsuzluğa mahkum olduğumuzu gördüğümüz ve bunu anladığımız zaman hayata mahkum edilişimizin sebebini anlıyoruz.Hayatın değersizliği hakkındaki bütün sayıklamalar,bunaltıcı kabuslar,sonsuzluğun fermanını okuduğumuz anda eriyip kayboluyorlar.Mahkumiyet sandığımız hayat faciasının gerçekte bize sunulmuş ilahi imtiyaz olduğunu ancak o zaman anlıyoruz...
Genç ruhlara, din adamlarının, cennet cehennem tellalığı yapan tehditlerinden çok uzaklarda, kitapta yeri gösterilmeden, din kelimesi hiç kullanılmadan dini ruh her adımda sunulmalıdır. Varlıklardan rahmet taşıran ibadetleri bütün hareketlerine serpilmeli, iyiliğin kolay bir şey olduğu anlatılmalıdır. Onlara, iyiliği sudan, güneşten, rüzgardan ve bir yapraktan öğrenebilecekleri inancı verilmelidir...
Biz samimiyeti ilkin tabiattan öğreniriz.Sevginin ırmakları da tabiatın kucağındadır.Tabiatla temas sayesinde dostluğu anlayan ruha mefahir ve mukaddesat bu kanaldan doldurulmalıdır.Haccın erkanı ve abdestin şartlarını öğrenerek değil; dostluğa açılan kalbin kapısından Allah sevgisi sokularak; ona ecdadın mefahiri hamiyyet dalgaları ile doldurulmak suretiyle...