Kitaplığımda dururken birçok kez göz göze gelip beni düşüncelere daldıran bir kitaptı. Düşüncelere daldırmasının sebebi ise daha önce okumuş olduğumu hatırlamak ama içeriğini asla hatırlayamamaktı. En sonunda başlamaya karar verdim. İlk sayfalarını okurken hatırlamaya başladım ve bu şekilde okumak çok keyifliydi.
Yusuf Atılgan'ın ölümünden önce yazmaya başladığı ve tamamlamadan bıraktığı bir kitabıymış. Kitap üç bölümden oluşmakta (Duruşma,yargıç ve tanık) ama yazarımız dört bölüm (sanık) olmasını düşünerekten başlamış kitaba.
Kitap Milli Mücadele döneminde Manisa'nın bir köyünde yaşayan iki gencin (Ali ve Selim) dostluğunu ve bu dostluğun düşmanlığa dönüşmesini anlatıyor. Selim'in Ali'ye karşı içinde biriktirdiği öfkeyi anlayabilsemde bu derecede bir öfke olması biraz anlamsız geldi. Belki de son bölüm yazılmış olsaydı bu öfke daha da anlaşılır olabilirdi, bilemiyorum...
Kitap Kadir'in güzel bir sözüyle son buluyor. "Hiçbişey olmaz, bunca patırtıda canımı almayan Tanrı bizi kayırır. Korkma."
Keşke yazarımızın ömrü yetseymiş ve bize son bölümü okuma keyfini de sunsaymış. Rahmetle uyu güzel insan.
Okuması güzel bir kitaptı hatta o köy hayatını, üzüm bağlarını, çete yaşantısını okuyunca Yaşar Kemal'in İnce Mehmet kitabı aklıma geldi. Serisini daha tamamlamış olmasamda ilk kitabını çok severek okumuştum.
Mutlaka okuyun derim.
Kitapla kalın..