“İşsiz güçsüz olunca zamanla ilgili pek derdi kalmıyordu insanın. Zamanla ilgili derdi kalmayınca da gündüzler ve geceler benimseyebildiği kadar kendine ait oluyordu.”
“Çakıl taşları,deniz yıldızları,kırmızı yapraklarla dolu bir iç dünyası vardı.”
“Gitme fikri aklımda olmayan bir insan için boş ve eski ve sarı bir bavul nasıl olur da fotoğraf konusu olur. Hep gittiği için belki de.Hep uzaklaşanlara doğru yaklaştığı ve o yaklaştıkça onlar daha da uzaklaştığı için...”
“ Bıkkınlık, makinemsi bir yaşamın edimlerinin sonundadır,ama aynı zamanda bilincin devinimini başlatır. Onu uyandırır,gerisine yol açar. Gerisi, bilinçsiz olarak yeniden zincire dönüş ya da kesin uyanıştır.”
“Bizim işimiz, nesnelerin ve varlıkların düşüncesini,ruhunu, çehresini ele geçirmektir. Görsel etkiler! Görsel etkiler!... yaşamın geçici arızalarıdır onlar, kendisi değildir.
“ yalnızlık kokuyorsun demiş miydi Edip bey
Öyleyse haziran kokuyorsun demiştir bir de
Şunu: bir anıya bir başka anıdan ne
Kalır,elbet askin tam ortasında haziran kalır!”