Burcu Kocaman

Burcu Kocaman
@Burcu_kcmn
Marmara Üniversitesi
8 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
"... Aşk sizi çağırdığı zaman, onu izleyin... Yolları zorlu ve dik olsa da. Kanatları sizi sardığı zaman ona teslim olun. Tüyleri arasına gizlenmiş kılıç sizi yaralayacak olsa da. Hem aşk sizinle konuştuğu zaman, ona inanın. Bahçeyi tarumar eden kuzey rüzgarı gibi darmadağın etse de düşlerinizi sesiyle. Çünkü aşk taçlandırdığı gibi çarmıha da gerer sizi. Hem besler, büyütür hem de budar sizi. Yücelerinize tırmanıp, okşar sever güneşte titreyen en körpe dallarınızı. Derken inip köklerinize, sarsar toprağa sıkı sıkı tutunuşlarını. Mısır demetleri gibi derer sizi aşk. Harman yerinde dövüp çırılçıplak bırakır. Kabuklarınızı elemek için kalburdan geçirir. Apak edinceye kadar öğütür sizi. Yumuşayana kadar yoğurur; atar kutsal ateşine, Tanrı'nın kutsal şölenine kutsal ekmek olasınız diye. Aşk bütün bunları, yüreğinizin sırlarına ermeniz ve bu bilgiyle Hayat'ın yüreğinin bir parçası olabilmeniz için yapacaktır."
Sayfa 6 - Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Aşk
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir kere olan bir daha asla tekrarlamaz. Amma ve lakin iki kere olan mutlaka üçüncü defa da olacaktır.
Sayfa 170·Kitabı okudu
Alıntı
... Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha sahiptir! Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri varlığı anlaşılması ve hakkında karar verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin niteliği hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk defa karşılaştığımız insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiyoruz?
Sayfa 39 - Olimpos
İnsan
Gözyaşı dökmeden Florentino Ariza'nın üstüne sünger çekti, bütün bütün sildi onu; belleğindeki yerinde kocaman bir gelincik tarlası çiçeklendi. Kendi kendine izin verdiği biricik şey her zamankinden daha derin, son bir iç çekiş oldu: "Zavallı adam!"
Aşk
... Tanrı, bize bir dereceye kadar, kendi yazgımızı yazabilme gücünü vermiş. Arada canımız bize yasak olan bir besini çeker, ayaklarımız bizi yanlış yollara sürüklemeye çalışır. Böyle zamanlarda ne ruhumuzu perhize koymaya gerek var, ne de durağan kalmaya. Yapacağımız iş ruhumuza başka türlü bir besin bulmaktır: Yasak olan meyve kadar doyurucu, ama daha temiz daha yararlı bir şey. Ayaklarımızı daha doğru bir yola çevirmeliyiz: Öteki yoldan daha çetin bile olsa aynı derecede geniş, oyalayıcı bir yol bulunabilir...
Sayfa 503·Kitabı okudu