Hayat böyledir, beklenmedik sürprizler taşır. Bir genç şairin söylediği iki mısralık şiir geldi aklına. "On sekiz yaşındaki bir devrimcinin katıldığı ilk çatışmada kurşunu yiyince söylediğidir:
-Tanrım bunu hiç beklemiyordum".
Sonunda bir gün delikanlılık çağıma gelince bu kavga neden sürüp gitmeli diye sordum onlara.
Bunu biz bilmeyiz, ama babalarınız böyle yaptı,' dediler. Ölmüşlerin kavgasını neden yeni doğacak olanlar sürdürmek zorunda diye hayret ettim, bu işte doğru bir yan göremedim. Oysa herkes bana bunun böyle olması gerektiğini söylüyordu ve ben daha toy bir delikanlıydım. Benim kanımı taşıyan çocuklar onun kanını taşıyanlardan daha önce doğup güçlensinler diye elimi çabuk tutmam gerektiğini söylerlerdi bana.
Akşam, Marie beni görmeye geldi, kendisiyle evlen mek isteyip istemediğimi sordu. Benim için fark etmedi gini, eğer o istiyorsa evlenebileceğimizi söyledim. O zaman da, onu sevip sevmediğimi sordu. Ben de yine daha önceki gibi cevapladım, bunun bir anlamı olmadığını ama elbette onu sevmediğimi söyledim. "Öyleyse neden evleneceksin benimle?" dedi. Ben de ona bunun bir öne mi olmadığını ama o arzu ediyorsa evlenebileceğimizi anlattım. Zaten bunu isteyen oydu, bana düşen de evet, demekti.