Büşra B.

Büşra B.
@Busrabul
“İnşa edilen bir kütüphane, yaratılan bir hayat demektir; yığılmış kitaplar toplamı değildir asla.”
Sayfa 38 - Jaguar Kitap, 16.Baskı·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Puan vermedi·924 syf.··
2022 21. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2022 15:25
Kapağı açıyorsunuz. İlk sayfa. Paris’tesiniz. Paris Nazi işgalinden henüz kurtarılmış. Dönemin Parizyen yazar-çizer-teorisyen takımı ile özgürlüğü kutluyorsunuz. Bugün çok beklendi. Herkes çok heyecanlı. Herkes gelecekten ümitli. Öyle mi? Savaş devam ederken işler ne derece boktan olursa olsun, sizin dışınızda ve sizi kısıtlayan bir faktörün varlığı, üzerinizdeki kişisel sorumlulukların bir ölçüde rafa kaldırılmasına da yarıyor. Kimse sizden pek bir şey yapmanızı beklemiyor. Savaş var nihayetinde. Fakat savaş bittiğinde artık “dışarı çıkmanız” ve “hayatınıza devam etmeniz” gerekiyor. Bu savaş sonrası bunalımı, kitabın ana temalarından biri olmamakla beraber, kendim de dahil olmak üzere pek çok kişide gözlemlediğim “korona-sonrası-bunalımı” ile kurduğum bağdaşım sebebiyle benim için merkezi idi. Ana karakterleri hepimiz tanıyoruz. Merkezdeki çiftimiz Anne ile Robert aslında Beauvoir ile Sartre’ın, bir diğer merkezi karakter olan Henri ise Albert Camus’nün izdüşümü. Etraflarındaki diğer eş-dost-aile üyeleri ile birlikte bir sol entelijansiyanın bileşenleri bu ekip. Fakat sol bu, durur mu, bölünmüş elbette. Komünist Parti ile uzlaşım zor. Yeni bir oluşum etrafında, “Sosyalist bir Avrupa ülküsü” için toplanmaya çalışıyorlar. Bir yandan Sovyetler’den gelen haberler sosyalist kalplerini kırıyor, öte yandan Sovyetler’i yermenin onları sağcı kılacağından korkuluyor. Hiç tökezlemeden akan bu muhteşem kurgu, yazmak-yazmamak, edebiyatın gerekliliği-gereksizliği, politik olarak aktif olmanın ahlaki zorunluluğu ve elbette bu aydınların kendi kişisel alanlarındaki ilişkilenme biçimleri etrafında şekilleniyor. Birbirini takip eden bölümlerden bazıları Henri’nin (Camus’nün) merkeze alındığı tanrı anlatıcı ağzıyla, diğer bölümler Anne (Beauvoir) ağzından ve birinci kişi marifetiyle
MandarinlerSimone de Beauvoir · Alfa Yayınları · 2019425 okunma
“Sevgilerde”
10/10
·632 syf.··
Beğendi
·
2022 9. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2022 18:00
“Sevgileri yarınlara bıraktınız Çekingen, tutuk, saygılı…” Bir adam vardı, canı sıkılan; çorabından ayakkabısına, gömleğinden hırkasına başkasının giydirdiği; çayına şeker atmaktan aciz, kendi sorumluluklarını uşağına, dostu sandığı kişilere yıkan. Sorumluluklarını yapmamanın cezasını her defasında daha büyük bedellerle ödeyen. Şimdi değil birazdan, diye diye tüm işlerini hatta sadece işlerini değil duygularını da erteleyen soylu, saygıdeğer ve çekingen bir adam. Mutluluğun durağan, uyuşuk halleriydi onu tembelleştiren; alışmıştı çocukluktan beri her işi başkasının yapmasına. “Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı. Bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz)” İyi niyetliydi, saftı; kalbinde sonsuz bir iyilik vardı kötülerin kullandığı. Ancak korkaktı, kandırılmaya müsait, ‘eline vur ekmeğini al’ dediğimiz tiplerden. İşleri çoğaldı, o erteledi; o erteledikçe işleri daha da çoğaldı. Kendisine her defasında inananları ‘istemeden’ yüzüstü bıraktı, bitmeyen bahaneler yüzünden. “Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi Kalbinizi dolduran duygular Kalbinizde kaldı.” Bir arkadaşı, bir yazar arkadaşına ‘Asil heyecanları olan bir insandı. Ama hiçbir şey yapmadı.’ diye tanıtıyor bu canı sıkılan adamı. Bütün o yüce duyguları, sevgisi kalbinde kaldı, ne kendini anladı ne başkasına anlatabildi içindekileri. Kaldı ki kendini aşka layık bulamadı hiç, bulamazdı. “Siz geniş zamanlar umuyordunuz Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.” Sevgisini sakladı daha geniş zamanlar için. Erteledi aşkını da önce bahar mevsimine, sonra yaz mevsimine ve sonraya, sonraya, sonraya… “Yılların telâşlarda bu kadar çabuk Geçeceği aklınıza gelmezdi.” Bekledi bir şeyler olsun diye; ‘biraz düşüneyim de yazarım mektubu, biraz uyuyayım da sonra ayağa kalkarım, hele bir bahar gelsin
Edebiyat
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
“Cennet için sana ihtiyacımız var, cehennemi kendi başımıza da yapabiliyoruz.”
Sayfa 243·Kitabı okudu
Kitapla Gelir Devrimler
10/10
·147 syf.··
Beğendi
·
2022 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2022 12:21
Zaman zaman sosyal medyada denk gelirdim bu “eşekli kütüphaneci” söylemlerine. Çok da dikkat etmezdim, bizim insanımızın şov amaçlı paylaşımlarından biri diye düşünürdüm. Kitabı bitirince bu hikaye gerçek mi diye baktım, evet, Mustafa Güzelgöz de, oğlu Aziz de, Larisalı Dimitrios da gerçek; hikayeleri de gerçek. Ve Fakir Baykurt’un son eseri olan bu gerçek yaşam öyküsü, benim Baykurt’la tanışma eserim oldu. “Köye kitap götürmek çöle çeşme götürmek gibidir.” Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz, bu cümlenin ve fikrin sahibi. O, yalnız söylemekle yetinmiyor, uyguluyor da bu fikrini. Yıllar boyunca eşeğiyle, katırıyla köy yollarına düşüyor; Ürgüp’ün, Ürgüp’ten yola çıkarak tüm ülkenin gelişimi için çaba harcıyor. Kitap, kendi köklerini bulmak, tanımak amacıyla Ürgüp’e yolculuk yapan Larisalı Dimitrios’un tanıtılmasıyla başlıyor; Dimitrios’un Aziz Güzelgöz’le tanışması ve bu sayede onunla hatta tüm Ürgüp’le dost olmasına kadar ilerliyor. Baykurt; zamanda geriye dönüşlerle Mustafa Güzelgöz’ün kütüphanecilik yıllarına, sanatçı Refik Başaran’ın hikayesine, mübadele dönemlerine götürüyor bizleri. Nihayetinde günümüze kadar yaklaştırıp Larisa ile Ürgüp’ün kardeş şehir ilan edilmelerine kadar getiriyor. Eser; Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Mustafa Güzelgöz ise bu kitabın başkahramanı olan Snellman çağrışımı uyandırdı bende. Ülkesinin gelişimi için hiç yerinde durmayan; araştırıp soruşturan, çalışıp çabalayan, pes etmeyen iki kahraman. Ancak bizim Mustafa’mız Snellman’a göre biraz talihsiz. Snellman’ın ülkesinde ona köstek olmaya çalışan ağalar, politikacılar yok, maşa görevi gören müfettişler yok; bizde var bunlar ne yazık ki. (O ağalar, o politikacılar ki halkın aydınlanmasından korkan, ülkeyi çağdışı eğitime döndüren…) Bu yüzden bu hikaye buruk bir tat da bıraktı üzerimde. Bazı sözler keşke hiç
Biyografik Roman
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma